<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>SiHeM TaChOuLi UsTa / Kişisel Günlüğüm / Edebi Yapıtlarım</title>
	<atom:link href="http://www.sihemtachouliusta.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sihemtachouliusta.com</link>
	<description></description>
	<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 11:21:42 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Ruhum hasta, ruhum yorgun &#8230; Beden ne ki yanında, ne kadar solgun &#8230;</title>
		<link>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/08/24/ruhum-hasta-ruhum-yorgun-beden-ne-ki-yaninda-ne-kadar-solgun/</link>
		<comments>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/08/24/ruhum-hasta-ruhum-yorgun-beden-ne-ki-yaninda-ne-kadar-solgun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 11:21:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihem Tachouli Usta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazdıklarım - (Denemelerim)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihemtachouliusta.com/?p=4459</guid>
		<description><![CDATA[
Oturamadığım, gidip orada uzaklara dalmaya bile korktuğum bir deniz kenarında duruyor anılarım&#8230; Bir yanı su, bir yanı taş &#8230; İçimde öyle böyle tarifsiz bir acı&#8230; Bütün kırıklarım batıyor tek tek, kanıyor her yanım&#8230; Atlasam olduğum gibi bıraksam sulara kendimi, acırım kirletir okyanusları bile kanayan yaralarım&#8230; Sakın dokunmasın kimse bana, kimse sormasın bir şey, cevaplar acımasız, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Oturamadığım, gidip orada uzaklara dalmaya bile korktuğum bir deniz kenarında duruyor anılarım&#8230; Bir yanı su, bir yanı taş &#8230; İçimde öyle böyle tarifsiz bir acı&#8230; Bütün kırıklarım batıyor tek tek, kanıyor her yanım&#8230; Atlasam olduğum gibi bıraksam sulara kendimi, acırım kirletir okyanusları bile kanayan yaralarım&#8230; Sakın dokunmasın kimse bana, kimse sormasın bir şey, cevaplar acımasız, cevaplar fazla hayattan&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Ağustos / 2010</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Sihem Tachouli</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/08/24/ruhum-hasta-ruhum-yorgun-beden-ne-ki-yaninda-ne-kadar-solgun/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sen Kaçabildiğini Düşünürken  Oysaki Çok Geçti Vakit, Avuçlarımın İçindeydin Bir Bebek Gibi Masum&#8230;</title>
		<link>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/08/24/sen-kacabildigini-dusunurken-oysaki-cok-gecti-vakit-avuclarimin-icindeydin-bir-bebek-gibi-masum/</link>
		<comments>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/08/24/sen-kacabildigini-dusunurken-oysaki-cok-gecti-vakit-avuclarimin-icindeydin-bir-bebek-gibi-masum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 10:24:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihem Tachouli Usta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazdıklarım - (Denemelerim)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihemtachouliusta.com/?p=4454</guid>
		<description><![CDATA[

Aşk&#8230; Sevgi&#8230; Tutku&#8230; Bilmiyorum kim ne düşünüyor, ama bana göre herkes için durum farklı&#8230; Yaşananlar farklı&#8230; Kişiler, zamanlar ve yerler farklı&#8230; Birisi ne yaparsa yapsın anlayamaz diğerinin ne çektiğini ne hissettiğini&#8230; Herkes aslında yanlızdır, hem de yapa yanlız &#8230; 
Sen &#8230; Sen ne sandın bilmiyorum&#8230; Ne düşünerek aldın bunca yolu, bunca şeyi ne düşünerek yaşadın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Aşk&#8230; Sevgi&#8230; Tutku&#8230; Bilmiyorum kim ne düşünüyor, ama bana göre herkes için durum farklı&#8230; Yaşananlar farklı&#8230; Kişiler, zamanlar ve yerler farklı&#8230; Birisi ne yaparsa yapsın anlayamaz diğerinin ne çektiğini ne hissettiğini&#8230; Herkes aslında yanlızdır, hem de yapa yanlız &#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Sen &#8230; Sen ne sandın bilmiyorum&#8230; Ne düşünerek aldın bunca yolu, bunca şeyi ne düşünerek yaşadın ve yaşattın, bilmiyorum&#8230; Bildiğim şey, kaçabildiğine inandıkça daha çok saplanıcak ruhun bu bataklığa&#8230; Bedenin ise ruhunun saplandığı bataklıkla yanlızlaşacak ve yavaş yavaş başlayacak sende de renksiz günler, aylar, hatta yıllar &#8230; İçine sinmeyecek hiç bir şey&#8230; Ne içtiğin kahvenin bir tadı, ne gittiğin diyarların adı &#8230; Dokunduğun kadın bir an gelecek sana dünyanın en tiksinç varlığı gibi gelecek ama sen devam edeceksin ona dokunmaya, ettikçe kendinden de tiksineceksin, varlığından da&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Sen &#8230; Sen ne sandın bilmiyorum&#8230; Ulaşılamaz oldukça unutacak mı kalp, gömecek mi beyin ? Kaçtıkça dinecek mi vicdanındaki sızı &#8230; Güldürüyorsun beni&#8230; Acı buruk bir gözyaşıyla kardeş sinsi bir gülümseme var bugün dudağımda&#8230; Sana ulaşamayayım diye attığın her kulaçta aslında biraz daha bana geliyorsun&#8230; Avuçlarımın içine kayıyorsun, bir gün öyle sert kapayacağım ki avuçlarımı, kemiklerini kırarcasına sert ve işte o an gözlerinin içine baktığımda savaşını kaybetmiş bir adam göreceğim karşımda&#8230; Çırıl çıplak, hiç bir şeyin arkasına saklanamayacak kadar savunmasız, tıpkı bir bebek gibi&#8230; O an seni sevgiyle şevkatle bağrıma basmamı isteyeceksin, gördüğüm en büyük yüzsüzlükle&#8230; Ama ben bunu yapacak mıyım sence? Bilmiyor musun? Doğrusu ben de bilmiyorum&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Kopardığın bağlantılar da, bana sunamadağın bahanelerin kadar boş ve değersiz&#8230; İki satırlık bir ekran mı, yoksa, bir kaç tuşla karşıma çıkacağın bir telefon mu her şeyin başlangıç ve bitiş noktası? Sence onlar olmayınca bitiyor mu her şey? Yazamayınca sana, duyamayınca sesini, hatta göremeyince yüzünü bitiyor mu her şey? Bu kadar mı zavallısın canımın en derin ve en yitik köşesi? Bitti mi şiimdi yüreğindeki savaş? Söyle bana dindi mi fırtınaların, söndü mü yangınların &#8230; ? </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Yıllar geçiyor&#8230; Ne seni bekler ne beni bekler ne de herhangi birilerini&#8230; Su gibi, hızla &#8230; Söyle ne değişti yıllardan beri içinde? Başarabildin mi sence? Başarabildik mi? Hayatlar değişti, yerler değişti, kişiler değişti, olgular, imkanlar, her şey değişti, bedenlerimiz bile değişti, yaşlandı, yoruldu&#8230; Ama bazı şeyler kaçmakla değişemedi&#8230; Kaçmakla değişmeyecek şeylerden hala kaçarak sadece yoruyorsun kendini&#8230; Başkalarını da dahil ettikçe oyuna oyun biraz daha kalabalıklaşıyor o kadar, o başkaları hiç bir şeyi değiştiremez içinde&#8230; Kalbinde, aklında, ruhunda, değişmeyecek şeyler var biliyorsun, biliyorum, biliyoruz&#8230; İşte bu yüzden nafile çabalarla geçiyor ömrün, ömrüm, ömrümüz&#8230; Sanki bir deneme tahtası misali &#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Sen&#8230; Sen ne sandın bilmiyorum&#8230; Bitmez emin ol, bitmeyecek&#8230; Son nefesinde ben olucam gözlerinin önünde&#8230; Yemin olsun&#8230; Bugün ve her gün nasıl benimleyse ruhun, o gün de benle olucak&#8230; Hikayelerde söylenir gözden uzaksa gönülden uzak diye, sen bendesin, kaçışın yok, sonu yok &#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Ağustos / 2010</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Sihem Tachouli</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/08/24/sen-kacabildigini-dusunurken-oysaki-cok-gecti-vakit-avuclarimin-icindeydin-bir-bebek-gibi-masum/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sil Baştan / Şebnem Ferah / Metin: Sihem Tachouli Usta; Bitirdik&#8230;</title>
		<link>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/05/23/sil-bastan-sebnem-ferah-metin-sihem-tachouli-usta-bitirdik/</link>
		<comments>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/05/23/sil-bastan-sebnem-ferah-metin-sihem-tachouli-usta-bitirdik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 May 2010 20:52:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihem Tachouli Usta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazdıklarım - (Denemelerim)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihemtachouliusta.com/?p=4444</guid>
		<description><![CDATA[
Bir aşkı kendi iradenle uğurladığın an işte o an büyümüşsündür&#8230; Yüreğin de yeteri kadar büyümüştür, beynin de, ruhun da&#8230; Bir aşk ki o aşk gerçekten sana can kan katansa ve sen kendi iradenle uğurluyorsan işte o noktada sen hayatı öğrenmişsindir, kuralları karşına alıp kendi kurallarını kabul ettirmişsindir&#8230; Öyle zordur ki bunu yaşarken kırılmamak, hatta imkansızdır&#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Bir aşkı kendi iradenle uğurladığın an işte o an büyümüşsündür&#8230; Yüreğin de yeteri kadar büyümüştür, beynin de, ruhun da&#8230; Bir aşk ki o aşk gerçekten sana can kan katansa ve sen kendi iradenle uğurluyorsan işte o noktada sen hayatı öğrenmişsindir, kuralları karşına alıp kendi kurallarını kabul ettirmişsindir&#8230; Öyle zordur ki bunu yaşarken kırılmamak, hatta imkansızdır&#8230; Kırıkları toparlamaksa biraz daha zor&#8230; Ama öyle bir gerinirsin ki yorulan ruhunu ayağa kaldırırken, bir bakarsın yavaş yavaş yeniden başlar kanın bedeninde dolaşıp yep yeni heyecanları sana aşılamaya&#8230; Hayat dediğin şey ise bunun ve bunun gibi diğer bütün uğurlamaların tekrarıdır sadece&#8230; Yoruldum dediğin an oysa tam da o an aslında yeniden başlarsın güç toplamaya&#8230; Sıkıca sıkıp tırnaklarını geçirdiğin avucunla sızan ince kanını hatırlayıp daha sonra gülüp geçeceğin anlar aslında tam da tırnaklarını geçirdiğin an başlar sana doğru gelmeye&#8230; Hayat işte tam da budur; sana doğru gelenlere ne dur diyebildiğin, ne de pişman olduğun anları geriye getirebilmeyi başarabildiğin, acımasız ve seri, bazen fazlaca gerçek, fazlaca soğuk, işte hayat dediğin tam da budur&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgilim&#8230; Ne senin olmayı başarbildiğim, ne de benim olmayı başarabildiğin&#8230; Gidip gelişlerde kaybolan sadece adı aşk olduğu için değil aslında, adı biz olduğumuz için kanattı bunca içimizi&#8230; Aslında adı sen ve ben olduğu için akıttı bunca gözyaşını&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgilim&#8230; Ne gözlerinin içine bakıp seninim demeyi başarabildiğim ne de benimsin demeyi başarabilen&#8230; Biz artık sadece anlarda mahkumuz, her birisinin belki de milyonlarca yıl öncesinde kaldığı&#8230; Şimdi içimizde akan şelaleler, yarın sadece çatlamış yarık yarık topraklar&#8230; Bitti sevgilim, bitti&#8230; Sonu yok demeye çabaladığım, uğruna hayatımı ortaya koyacak kadar sonu yok diye haykırdığım, nefesim belki de suyum, her ne varsa yaşama dair, o dediğim, bitti&#8230; Bitirdik&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Yollarında bir daha göremeyeceğin ben, inan bana yolların olmak istedim hem de deli gibi&#8230; O yollar ki bir ömür gittiğin geldiğin, yaşadığın bir tek ben olmak istedim çok&#8230; Olmadı&#8230; Bir çıkmaz sokaktan başka hiç bir şey olamadım sende&#8230; Öyle bir çıkmaz sokak ki, sen bile yasakladın onu bana&#8230; Olmaz dedin&#8230; Seni o çıkmaz yola sokamam dedin&#8230; Bitti&#8230; Bitirdik&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Hayat dediğin işte tam da bu zaten&#8230; Bitişlerin, sürekli sürekli bitişlerin ardından başlangıçlarla savaştığımız&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Sadece şu var ki; başkaydı herşey&#8230; Başka bir dünya vardı, bir çıkış yolu ve biz bitirdik&#8230; Bitti&#8230; Hüzünlenmeye bile halim kalmadı&#8230; Bitti çünkü biz bittik&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">Sihem Tachouli Usta</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><object width="480" height="384" data="http://www.dailymotion.com/swf/video/xa8l9e" type="application/x-shockwave-flash"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xa8l9e" /><param name="allowfullscreen" value="true" /></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/05/23/sil-bastan-sebnem-ferah-metin-sihem-tachouli-usta-bitirdik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hesaplaşmalar&#8230;</title>
		<link>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/03/16/hesaplasmalar/</link>
		<comments>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/03/16/hesaplasmalar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 22:02:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihem Tachouli Usta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazdıklarım - (Denemelerim)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihemtachouliusta.com/?p=4436</guid>
		<description><![CDATA[
Hava puslu ve öylesine sinsi bir soğukluk varki ben bile üşümekle üşümemek arasında kaldım, kalbimin içi titrerken bir yandan ellerim buz kesti sanki ve ben orada öylece duruverdim, hiç kıpırdayamadan sanki hayat durmuş, dünya durmuş, her şey durmuş&#8230; Karşımda dururken o öylece, ben sadece ayaklarına çevirebildim gözlerimi, kaldıramadım kafamı, dalamadım gözlerinin içine gözlerimle&#8230; Birisi tasmamı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Hava puslu ve öylesine sinsi bir soğukluk varki ben bile üşümekle üşümemek arasında kaldım, kalbimin içi titrerken bir yandan ellerim buz kesti sanki ve ben orada öylece duruverdim, hiç kıpırdayamadan sanki hayat durmuş, dünya durmuş, her şey durmuş&#8230; Karşımda dururken o öylece, ben sadece ayaklarına çevirebildim gözlerimi, kaldıramadım kafamı, dalamadım gözlerinin içine gözlerimle&#8230; Birisi tasmamı çekti aniden arkamdan<span> </span>ve ben sanki nefessiz kaldım günlerce ve ben sanki kendi tercihlerimde boğuldum gecelerce&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><span lang="TR"><img class="aligncenter size-full wp-image-4437" title="hesaplaşmalar" src="http://www.sihemtachouliusta.com/wp-content/uploads/2010/03/e1178a6020aad95da60ee1758e08d619.jpg" alt="hesaplaşmalar" width="648" height="459" /> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Hep hesaplaşmalarla geçiyor ömrüm, hep sorgulardayım hücrelerde, öylesine işkence çekiyor ki ruhum, öyle zamanlar geliyor ki kendimi unutuyorum&#8230; Kimim ben, nerdeyim, günlerden ne, hangi mevsim, kim bu etrafımdakiler&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><span lang="TR"><img class="aligncenter size-full wp-image-4438" title="hesaplaşmalar" src="http://www.sihemtachouliusta.com/wp-content/uploads/2010/03/urban_jail_by_goranda.jpg" alt="urban_jail_by_goranda" width="435" height="560" /> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Karşımda dururken o öylece, ben sadece ardımda kalan gençliğime çevirebildim gözlerimi, kaldırıp bakamadım bile korkumdan geleceğime, dalamadım gözlerinin içine gözlerimle&#8230; Oysa o buz gibi gözleriyle tekrar çizerken resmimi, öylesine soğuk, öylesine acımasız, sanki tarihin bütün kara yazılarının yazanı benmişim gibi bana karşı dolu ve her ne olursa olsun hep aynı o&#8230; Karşımda dururken o öylece, ben sadece ufukta kaybolan güneşe çevirebildim gözlerimi, kaldırıp bakışlarımı bitiremedim son ışıkları gözlerinin içindeki akislerde&#8230; Oysa o öylesine sert bir kaş çatışıyla delip geçerken yüreğimi, bir o kadar acımasız ifadesiyle adeta tekrar tekrar bıçaklarken ruhumu her ne olursa olsun hep aynı o&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><span lang="TR"><img class="aligncenter size-full wp-image-4439" title="hesaplaşmalar" src="http://www.sihemtachouliusta.com/wp-content/uploads/2010/03/seaside_by_s9.jpg" alt="hesaplaşmalar" width="616" height="410" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Suskunluklarımın tam ortasına hançer gibi dalan bir kelime duydum sadece; “Neden?” &#8230; İşte o anda nefes nefese uyandığım an yatağımda gözyaşlarımla, tek hatırladığım yine onun gözleriydi, her şeyden parlak, her şeyden derin, her şeyden anlamlı gözleri&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Sihem Tachouli</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Mart / 2010</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><span lang="TR"><img class="aligncenter size-full wp-image-4440" title="hesaplaşmalar" src="http://www.sihemtachouliusta.com/wp-content/uploads/2010/03/i_swear__by_thephotogrumbler.jpg" alt="hesaplaşmalar" width="600" height="884" /><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/03/16/hesaplasmalar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gittim ve sen sessizce bittin&#8230;</title>
		<link>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/03/14/gittim-ve-sen-sessizce-bittin/</link>
		<comments>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/03/14/gittim-ve-sen-sessizce-bittin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 20:45:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihem Tachouli Usta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazdıklarım - (Denemelerim)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihemtachouliusta.com/?p=4432</guid>
		<description><![CDATA[Bugün kalbime acımayı öğrendim ben, kendime merhamet etmeyi&#8230; Öyle yorulmuştum ki dün, bugün ben dinlenmem gerektiğini hissettim&#8230; İnsan en çok kendine acımasız davranıyor şu kısacık hayatta&#8230; Sanıyor ki en azılı düşmanına duyuyor nefretlerin en büyüğünü, halbuki yanılıyor, insan kendinden nefret ediyor en çok kısacık yaşamında. En büyük haksızlığı kendine yapıyor insan, hiç düşünmeden, hiç hesaplamadan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Bugün kalbime acımayı öğrendim ben, kendime merhamet etmeyi&#8230; Öyle yorulmuştum ki dün, bugün ben dinlenmem gerektiğini hissettim&#8230; İnsan en çok kendine acımasız davranıyor şu kısacık hayatta&#8230; Sanıyor ki en azılı düşmanına duyuyor nefretlerin en büyüğünü, halbuki yanılıyor, insan kendinden nefret ediyor en çok kısacık yaşamında. En büyük haksızlığı kendine yapıyor insan, hiç düşünmeden, hiç hesaplamadan incitiyor kendini. Öyle fırtınalardan geçiyor ki, çıktığında kırılanın kendi kanadı olduğunu göremiyor bile. Öylesine hoyrat ki kendine insan, hayalleriyle gerçeklerini birbirine karıştırdığında ruhunun bedenine ihanetini, yavaş yavaş belinin bükülüp boynunun eğildiğini anlamıyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Bugün kendimi azad etmeyi öğrendim ben, kendimi pırangalardan kurtarmayı. Öylesine hapsolmuşum ki karşılığı olmayan yalan sevdalara, bugün özgürlüğümü geri almam gerektiğini hissettim&#8230; İnsan en çok kendine acımasız davranıyor şu kısacık hayatta&#8230; Sanıyor ki en azılı düşmanına ediyor eziyetlerin en büyüğünü, halbuki yanılıyor, insan en çok kendi canını acıtıyor şu kısacık yaşamında. En büyük haksızlığı kendine yapıyor insan, hiç düşünmeden, hiç hesaplamadan yitip gidiyor. Öyle karanlıklara mahkum ediyor ki gözlerini, en güzel güneşlerden de bi haber, en parlak yakamozlardan da. Hayatı ıskalıyor insan ve bunu anlamadan gençlik uçup gidiyor. Ardında sadece kuru ve ona hiç bir şey vermemiş anlamsız bir hayalet sevgili kalıyor elleri boş. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Bugün yeniden başlamayı öğrendim ben, yeniden çocuklar gibi gülümsemeyi&#8230; Öyle çok ağlamışım ki dün, bugün hepsini geride bırakıp önüme sevgiyle bakmam gerektiğini hissettim ben&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Gittim ben artık, gerçek bir veda bu ve sessizce bittin sen, gerçek bir son bu&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Sihem Tachouli</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Mart / 2010</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><span lang="TR"><img class="aligncenter size-full wp-image-4433" title="veda" src="http://www.sihemtachouliusta.com/wp-content/uploads/2010/03/veda_1245148840.jpg" alt="veda" width="432" height="413" /><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/03/14/gittim-ve-sen-sessizce-bittin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Şikayetçiyim&#8230;</title>
		<link>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/03/12/sikayetciyim/</link>
		<comments>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/03/12/sikayetciyim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 14:04:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihem Tachouli Usta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazdıklarım - (Denemelerim)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihemtachouliusta.com/?p=4428</guid>
		<description><![CDATA[Hava kapalı&#8230; Haftasonu geldi yine usul usul&#8230; Bugünlerde öylesine yorgunum ki, başımda bin tane iş aklımın içinde bir sürü konu&#8230; Hani olur ya bazen, nereye kaçıcanızı şaşırırsınız, çünkü gideceğiniz her yere de gelecek konularınız vardır, kaçmak nafile, kurtulmak imkansızdır ya, işte aynen öyle&#8230; Evde yanlızken gündüzleri öyle komik bir halim oluyor ki, kendi kendime gülüyorum&#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Hava kapalı&#8230; Haftasonu geldi yine usul usul&#8230; Bugünlerde öylesine yorgunum ki, başımda bin tane iş aklımın içinde bir sürü konu&#8230; Hani olur ya bazen, nereye kaçıcanızı şaşırırsınız, çünkü gideceğiniz her yere de gelecek konularınız vardır, kaçmak nafile, kurtulmak imkansızdır ya, işte aynen öyle&#8230; Evde yanlızken gündüzleri öyle komik bir halim oluyor ki, kendi kendime gülüyorum&#8230; Bugün de hava kapalı, elimde bir fincan kahve, kaçırdığım dizilerin bölümlerini izledim internetten, bir zamanlar birilerine çok acımasız davranmışım hakkını veriyorum, şimdi aynı şeyleri ben yapıyorum&#8230; Sonra yine artık bir organım haline gelen bilgisayarımı aldım kucağıma geçtim pencerenin yanındaki koltuğuma, bakınıyorum o sayfa bu sayfa, bir yandan kös kös olmasın müzik çalsın arkadan sessiz sessiz derken, “Yonca Lodi / Büklüm Büklüm” tıklayıvermiş bulundum, belki rahat 1 yılı vardır dinlemediğim, öyle güzel geldi ki, kendimi yine yazarken buldum&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Ne söylesen ne beklesen</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Yaradan’dan ya da kaderinden</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Ele geçmez istediğin</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Uğruna savaş vermediysen</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Diyerek başladı güzel sesiyle söylemeye&#8230; Hep söylerim, müziğin tınısı önemlidir ama bana göre sözleriyle nerelere ulaşabildiği daha da önemlidir şarkıların&#8230; İşte ilk dörtlükte beni ele geçiren güzel bir şarkı&#8230; Haksız mı? İstediğimiz ne zaman tıpış tıpış gelmiş ayağımıza, hangi düşümüz hiç uğraş vermeden hiç emek sarfetmeden gerçekleşmiş ki? Sadece Allah’a dua etmekle, sadece kaderimize boyun eğmekle, günleri geceleri bir ömrü böyle tüketmekle ne bizim istediğimiz gibi olur ki? İnsan kendisiyle hesaplaşırken böyle, öyle acı geliyor ki bazı şeyler, öyle çok acıtıyor ki içini&#8230; Öyle günler olmuş ki, istediğim şey için bir ölmediğim kalmış, herşeyi yapmışım, ama nafile yine olmamış yine olmamış, bazen de gerçekten bırakmışım kendimi kadere, boşluğa, haliyle yine olmamış&#8230; Güldünüz değil mi? Ben de yazdığım an güldüm, çünkü ortada acı bir çelişki var&#8230; Hani uğraşırsak hani elimizden geleni yaparsak olurdu istediklerimiz&#8230; İşte böyle tarifle reçeteyle, kendimizi avutmak için oluşturduğumuz kalıplarla bitmiyor işler&#8230; Bazen tek başına savaş vermek yetmiyor&#8230; İstediğiniz her neryse, eğer içinde bir başkasının da payı olucaksa, işte o kişinin de yapması gerekenler var ve o kişi kılını bile kıpırdatmıyorsa, yaz günü kar yağdırmak bile daha çok mümkün görünüyor insanın gözüne&#8230; Bu acı ama hayattan bir parça olan çelişki bugün güldürdü beni, yazdırdı bunları. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Ardından;</span></p>
<pre><span>Sanki seni boğar gibi</span></pre>
<pre><span>Sanki yeniden doğar gibi</span></pre>
<pre><span>Sanki zaman zaman ölür gibi</span></pre>
<pre><span>Acısını, çilesini çekmediysen</span></pre>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Bir diğer güzel dörtlük gelince, iş biraz daha derinleşti. Verdiğim savaşlar geldi aklıma, aldığım yaralar, edindiğim acı tatlı tecrübeler, elimde kalanlar, elimden gidenler&#8230; O kadar çok hesap varmış ki meğer yaşamda. Hakikaten ne günlerim olmuş, ne gecelerim. Bir ölmüşüm, bir doğmuşum, bir nefesim kesilmiş, bir can gelmiş ruhuma&#8230; Acı ve çile, mutluluk ve umut hep birbirlerini takip etmiş. Tüm bunlar olurken bir de bakmışım gençliğim geçivermiş hızla, seneler adeta uçup gitmiş&#8230; Bir zamanlar gelmemin imkansız olduğu yaşlara gelmişim. Hep merakını duyduğum günleri yaşayıp bitirmişim, okulum bitmiş, geride 4 yıl bıraktığım bir evliliğim olmuş, ailemde pek çok şey değişmiş, imkanlar gelmiş gitmiş, hastalıklar geçirmişim, ölümlerden dönmüşüm, azraille bile tokalaşmışım&#8230; Çok gülmüşüm, çok ağlamışım, çok sevinmişim, çok üzülmüşüm&#8230; Kendimi sorguladığım da olmuş, kendimle gurur duyduğum da&#8230; Başarılarım da olmuş, kanadı kırık girişimlerim de&#8230; Pek çok insan tanımışım, adeta yüzlük sıralar dizilmiş ardı ardına, bölükler ordular kadar insanlar gelip geçmiş hayatımdan&#8230; Dost eli uzatan da olmuş, sinsice kanıma girip kazık atan da&#8230; Sevmişim de ben, hem de kimsenin sevmediği kadar çok, ama bir o kadar kırılmışım da, nefreti de öğretmişler bana. Uykularımın kaçtığı geceler de olmuş, mışıl mışıl uyuduğum gecelerim de&#8230; Genç bir kızken neyi merak ettiysem, yarısından çoğunu yaşamışım bitirmişim&#8230; Kimine göre belki yaşım daha çok genç bunları söylemek için, biliyorum kimileri henüz okulllarını bile yeni bitirip hayata yeni kucak açarken, belki benim için hala çok erken&#8230; Ama bir de içime baksalar, içimde kopan fırtınalar, yorgunluklar, arayışlar, sorular ve cevaplar&#8230; Öyle çok yüklenmişim ki kendime, öyle çok şey yaşamışım ki aslında, dışarıdan kanım canım olsa anlayamaz&#8230; </span></p>
<pre><span>Hani büklüm büklüm boynunda</span></pre>
<pre><span>Hani paramparça ruhunda</span></pre>
<pre><span>Hani soran gözlerle kapında</span></pre>
<pre><span>Bekleyen dargın anıların gibi</span></pre>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">İşte tam da burada yetişiyor bir diğer dörtlük imdadıma, sanki benim imdadımı haykırır gibi&#8230; Büklüm büklüm olmuş bir boynun taşıdığı o kafada kopan fırtınalar, herşeyi yerli yerine koyup hem kendini hem de sevdiklerini mutlu etmek için çırpınmaktan parçalanmaya başlayan o ruhun içindeki okyanuslar, günleri gece geceleri gün eden hep bekleyen ama aynı zamanda gerçekleşenleri de izleyen o yorgun gözler ve herşeyden çok ta geride kalanlar ve onların bıraktıkları dargın anılar&#8230; Böylesine anlatamazdı hiç bir şey belki de beni bu içinde olduğum anda&#8230; </span></p>
<pre><span>Sevilmeden de sevmeyi</span></pre>
<pre><span>Neyi özlediğini bilmeyi</span></pre>
<pre><span>Acı da olsa yine gerçeği</span></pre>
<pre><span>Görüp de söylemeyi bilmediysen…</span></pre>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Taaa tammm&#8230; Finali de aynı bütününde olduğu gibi güzel ve tok bir şekilde tamamlayan şarkının bu son dörtlüğü de içimi gerçekten acıttı doğrusu&#8230; Sevilmeden de sevmek dediği anda tüyleri diken diken oldu bedenimin, nasıl çarpıcanı şaşırdı garip kalbim&#8230; Bu mudur yani? Bu mudur? Hep böyle finaller mi anlatır insana gerçeği&#8230; Her ne olursa olsun gerçek sevgi bu mudur? Karşıdaki insan olmasa da olması gerektiği yerde, insan yine de ölürcesine sever mi gerçekten? Hayat akıp giderken bir başka senaryoyla, yine de neyi özlediğini bile bile gülümser mi insan? Gerçek ne kadar acı olursa olsun, insan yine de kabullenir mi? Kabullenip içinde bir yerlere atıp yine de devam eder mi kendi yoluna? Hayat bu mudur? Bir çeşit tiyatro&#8230; Baş rol de sizindir, yardımcı roller<span> </span>de&#8230; Her parçayı siz bütünlersiniz&#8230; Yeri gelir, öyle şeyleri geride bırakırsınız ki, siz bile sonradan dönüp baktığınızda kendinize inanamazsınız&#8230; Ben mi yaptım, ben mi böylesine güçlü olabildim diye şaşırıp kalırsınız&#8230; Ama aslında yine sadece siz bilirsiniz nasıl bir bedel ödediğinizi&#8230; O gücün hangi güçsüz hangi zayıf anların toplamı olduğunu&#8230; Yani inadına sürüp giden o acı çelişkiyi yine sadece siz bilirsiniz&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">İşte yine döküldü satırlar, yine boş bir anımda yakaladı beni anılar&#8230; Ben şikayetçiyim bu şarkılardan, ben şikayetçiyim bu deli ruhumdan, ben çok ama çok şikayetçiyim aşkların en güzellerini yaşayan bu deli kalbimden, ben sonuna kadar şikayetçiyim ne yaparsak yapalım bazen gerçekleşmeyen rüyalardan&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Sihem Tachouli</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Mart/2010</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><span lang="TR"><img class="aligncenter size-full wp-image-4429" title="sihem" src="http://www.sihemtachouliusta.com/wp-content/uploads/2010/03/dsc09663-2.jpg" alt="sihem" width="484" height="718" /><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/03/12/sikayetciyim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yoksun&#8230;</title>
		<link>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/03/10/yoksun/</link>
		<comments>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/03/10/yoksun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 22:03:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihem Tachouli Usta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazdıklarım - (Denemelerim)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihemtachouliusta.com/?p=4425</guid>
		<description><![CDATA[Yoksun&#8230;
Yokluğunla yoksulluğun en acılı halleri durur karşımda&#8230; Alay edercesine geçip birer birer sorar her bir anı; “Ne zaman oldu ki zaten “GERÇEKTEN” yanında?” &#8230; 
Yoksun&#8230;
Sensiz hangi başlangıcın tadı tuzu var ki, benim başlangıcım olan gün bir halta benzesin&#8230; Gülüyorum bak yine aslında acıyı gizlercesine sahte, elimde bir kadeh kırmızı ve sana kaldırıyorum kadehimi, hiç bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Yoksun&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Yokluğunla yoksulluğun en acılı halleri durur karşımda&#8230; Alay edercesine geçip birer birer sorar her bir anı; “Ne zaman oldu ki zaten “GERÇEKTEN” yanında?” &#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Yoksun&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Sensiz hangi başlangıcın tadı tuzu var ki, benim başlangıcım olan gün bir halta benzesin&#8230; Gülüyorum bak yine aslında acıyı gizlercesine sahte, elimde bir kadeh kırmızı ve sana kaldırıyorum kadehimi, hiç bir zaman gözlerinin içine bakıp kaldıramamanın kahrıyla biraz daha yukarı&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Yoksun&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Varlığını bile zar zor anımsadığım günler, saatler sanki elele vermiş sıkıyor boğazımı kalleşçe. Kan sıçrıyor beynime her gülüşünü hatırladığım an ve ben yavaş yavaş ama bir o kadar ağır bir karanlığa gömülürken gecenin bu vakitlerinde, kim bilir sen nerdesin, ve kim bilir kiminle?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Yoksun&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Issız, sessiz, renksiz bir kaç terkedilmiş kerpiç ev kıvamındayım şimdi, ta ki yarattığın o fırtınalı, o yerin göğün bir olduğu bahardan beri&#8230; Varlığınla aydınlanan o zar zor anımsadığım, adının mutluluk olduğu duyguyu gömeli öyle çok zaman geçmiş ki, bak yine kırık dökük bir başlangıç günü belki benim için ama inan bana öyle bir sondu ki sebeb olduğun, artık her başlangıç öylesine, her biri ritüel kıvamında, her sabah yollara dökülen İstanbul kadar monoton ve yorgun&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Yoksun&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">O kadar alıştım ki bu yokluğa, cesaret edemiyorum artık, eğer varolsaydın her şeyin nasıl olabileceğini hayal bile etmeye&#8230; Çok fazla geliyor aklımdan bile geçirmesi, çok uzak, çok yabancı, çok ama herşeyden çok daha ağır, o kadar ki cesaret bile edemiyorum hayal bile etmeye&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Yoksun&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Yokluğunla yoksulluğun en yalnız hallerini yaşıyorum&#8230; Etrafımdaki nefes verip alanların sayısı yetmiyor bu yalnızlığı yok etmeye&#8230; Yetemiyor etrafımda atan kalp sayısı beni biraz daha az yalnız hissettirmeye&#8230; Öyle derindeyim ki artık ben, öylesine zifiri bir siyahın içindeyim ki, ne etrafımda beni sevenlerin ışığı yetiyor içimi aydınlatmaya ne de pastadaki mumların dansı önümü görmeye&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Yoksun&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Ve ben bu yoksullukla bir yeni yaşa daha girerken, dilediğim dileklerin sayısını bile unutmuşken bu sefer aynı dileği geçirmiyorum içimden&#8230; Çünkü artık ne dilekler, ne melekler tınlamıyor beni biliyorum&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">İyi ki doğmuşum ya etrafımdakilere göre, sen gel bir de bana sor; ne zor bu yoksullukta yaşamak, yaşamaya çabalamak, direnmek bu siyaha&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Yoksun&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Bir yarım artık pes ediyor aynı savaşa girip girip yaralanmaktan&#8230; Artık ne yürekte ne bedende derman kalmadı biliyor musun? Biliyor musun artık açmıyor beyaz güller bile küskün baharlara&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Yoksun&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Varsın olsun be yolcu, bir zamanlar geçtiğin han gibi dik olsun hep başın, ardında bıraktığın bu han kadar güçlü olsun hep yüreğin, bonkör olsun bu han kadar herkese ellerin, olsun ki devam etsin hayat&#8230; Bu sefer dileğim bu olsun, duyan da sağolsun, duymayan da&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Sihem Tachouli</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Mart/ 2010</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><span lang="TR"><img class="aligncenter size-full wp-image-4426" title="sihem" src="http://www.sihemtachouliusta.com/wp-content/uploads/2010/03/sihem.jpg" alt="sihem" width="691" height="778" /><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/03/10/yoksun/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sessiz Çığlıklar&#8230;</title>
		<link>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/01/30/sessiz-cigliklar/</link>
		<comments>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/01/30/sessiz-cigliklar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 22:03:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihem Tachouli Usta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazdıklarım - (Denemelerim)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihemtachouliusta.com/?p=4421</guid>
		<description><![CDATA[Sessiz çığlıkların arasında doğarken ölür umutlar. Bir sabah yazdır belki gönülde bir sabah kış. Saatler bazen dakika gibi hızlıdır bazen yıl gibi ağır. Yollar sapaklara ayrılınca önünde, zorlaşır seçim yapmak. Son haddinde yüklenirken kalple beyne, mutlaka birisi iflas eder derince. Aşmak zor gelir bazen sorunları, elinden tutup dinleyen yoksa bir de, yanlızlık eklenir hepsinin üzerine. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Sessiz çığlıkların arasında doğarken ölür umutlar.<span> </span>Bir sabah yazdır belki gönülde bir sabah kış. Saatler bazen dakika gibi hızlıdır bazen yıl gibi ağır. Yollar sapaklara ayrılınca önünde, zorlaşır seçim yapmak. Son haddinde yüklenirken kalple beyne, mutlaka birisi iflas eder derince. Aşmak zor gelir bazen sorunları, elinden tutup dinleyen yoksa bir de, yanlızlık eklenir hepsinin üzerine. Anlatmak istersin, ama kime, kim anlar gerçekten seni, çekip gitmişken bile tüm bunların sebebi olan sevgili, ya da sen terkettiysen bile bile seve seve adeta kendinle çelişircesine&#8230; Giden de kalan da çeker acısını ayrılığın, geri dönmek istese de ne çare. Duvarlar yükselmiştir belki de geride bıraktıklarıyla arasında, belki de kendi bambaşka dağlardan tepelerden geçip karışmıştır hayatın farklı farklı sularına. Bazen bir an hatırlarsın kalbinin en derinine sakladığın mücevher misali anları, öylesine canın yanarki söversin bildiğin ne varsa hayata dair. Eline ne geçse, ne duysan, neye baksan kurtulamazsın ağından geçmişin, esir alır her hücreni büyük bir azimle. Savaştıkça kaybeder, çırpındıkça batarsın. Aklın karışır, yolunu şaşırırsın. Hayaller kurarsın, çocukça, aşıkça, delice ama sevda kokan buram buram. Hiç dönmek istemezsin gerçek hayata, sanki hayal ettikçe yaşarsın, hayal ettikçe nefes alırsın yeniden. Sessiz çığlıklar atarsın hayallerin sona ererken. O sessiz çığlıklarla ağlar, o sessiz çığlıklarla yakarırsın Allaha. Ne zamanı geri alabilirsin, ne de kaybettiklerini, elinde ne kalmışsa avunursun kırık dökük. Başka çare yoktur inan, ne yaparsan yap durduğun yere dönersin anlamadan. Sessiz çığlıklar arasında doğarken ölür umutlar. Sen de öğrenirsin zamanla, durursun rüzgarlara fırtınalara karşı kırık kanatlarınla, delik deşik yelkenlerinle. Ne gün doğumları ne gün batımları geçer gider bir ömür hüzünlerle, özlemlerle. Sen de öğrenirsin zamanla, sahte gülümsemelerle susturmayı karşındakileri, samimiyetinin katili bir sahtekarlıkla. Sessiz çığlıklar arasında doğarken ölür umutlar. Sevgilim, istesen de dönemezsin gün gelir, öylesine geç kalırsın ki, bükülür boynun, kırılır dizlerin, sevgilim istesen de dokunamazsın günü gelir, uzanamaz ellerin&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Sihem Tachouli Usta</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Ocak 2010</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><span lang="TR"><img class="aligncenter size-full wp-image-4422" title="sessiz-cigliklar" src="http://www.sihemtachouliusta.com/wp-content/uploads/2010/01/sessiz-cigliklar.jpg" alt="sessiz-cigliklar" width="675" height="675" /><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/01/30/sessiz-cigliklar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Beyaz Güllerim&#8230;</title>
		<link>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/01/29/beyaz-gullerim/</link>
		<comments>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/01/29/beyaz-gullerim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 21:16:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihem Tachouli Usta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazdıklarım - (Denemelerim)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihemtachouliusta.com/?p=4415</guid>
		<description><![CDATA[Beyaz güllerle bir sınır çizdim hayatla ölüm arasında, kim bilir belki de o sınırı besliyor şimdilerde gözyaşlarım. Gidiş gelişlerde bütün masumiyetim, hırpalanıp duruyor yüreğim, sen uzaklarda bir yerlerde devam ederken nefes almaya, ben azalttım sayısını güneşli günlerin. Puslu bir havaya bürünmeyi sever benim beyaz güllerim, çiğ tanelerini, gri ve hafif lacivert bulutları sever. Güneşe yabancı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Beyaz güllerle bir sınır çizdim hayatla ölüm arasında, kim bilir belki de o sınırı besliyor şimdilerde gözyaşlarım. Gidiş gelişlerde bütün masumiyetim, hırpalanıp duruyor yüreğim, sen uzaklarda bir yerlerde devam ederken nefes almaya, ben azalttım sayısını güneşli günlerin. Puslu bir havaya bürünmeyi sever benim beyaz güllerim, çiğ tanelerini, gri ve hafif lacivert bulutları sever. Güneşe yabancı, el değmemiş yaprakları, gökkuşağını bilmez, yağmuru sever, biraz da hüznün mevsimi sonbaharı. Dikenleri kimse dokunmasın diye kocamandır, her okşadığımda yüreğimi kanatan iri kimsesiz dikenleri. Goncadır hep, hiç bir zaman açıp dökülmezler. Aidiyeti sevmez, hasretle boy verirler her geçen gün. Öylesine beyazdır ki goncalarım, hiç bir şeyin gücü yetmez kirletmeye. Zaten gören kıyamaz ellemeye, hayran kalır marur ve bir o kadar asil kafa tutuşlarına. Sanki sonu yokmuşçasına uzarlar uzatırlar kafalarını göklere, yaradanın eteklerine değmek istercesine. Beyaz güllerle bir sınır çizdim hayatla ölüm arasında, kim bilir belki de o sınırı besliyor şimdilerde dudaklarımda biriktirdiğim haykırışlarım. Gidiş gelişlerde bütün sadakatim, hırpalanıp duruyor samimiyetim, sen uzaklarda bir yerlerde devam ederken yaşamaya, ben azalttım sayısını gülümseyişlerin. Dolunaylı geceleri sever benim beyaz güllerim, zaman zaman araya giren incecik sisleri, gecenin kendine has seslerini sever. Yakamozlara yabancı, hiç sevilmemiş yaprakları, dalga seslerini bilmez, fırtınaları sever, biraz daha dik durmak için savaşmayı ve yorulmayı. Gövdeleri koparılmamak için sağlamdır, her suladığımda biraz daha sıkı tutunur goncasına, biraz daha ısrarlıdır yaşamakta. Hep goncadır, hiç bir zaman teslim olmaz zamanın ihanetine. Yalanları sevmez, doğrularla büyütür köklerini her geçen gün. Öylesine beyazdır ki goncalarım, hiç bir gelinin şansı yoktur o parlak beyazla aşık atmaya. Zaten gören cesaret edemez yarışmaya, geri çekilir ve saygı duyar verdiği ölüm kalım savaşına. Sanki sonu yokmuşçasına bağlıdırlar bana, kar kış dinlemeden açarlar yüreğimde, yüreğimdeki aşkı sonsuza dek yaşatmak istercesine. Beyaz güllerle bir sınır çizdim hayatla ölüm arasında, kim bilir belki de o sınırı besliyor şimdilerde tenimdeki yanlızlıklarım. Gidiş gelişlerde bütün güzel anlarım, hırpalanıp duruyor sana olan sonsuz aşkım, sen uzaklarda bir yerlerde devam ederken başka renk gülleri sevmeye, ben azalttım sayısını umutların&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Sihem Tachouli Usta</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">2010 Ocak</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><span lang="TR"><img class="size-full wp-image-4416  aligncenter" title="beyaz-guller" src="http://www.sihemtachouliusta.com/wp-content/uploads/2010/01/beyaz-guller.jpg" alt="beyaz-guller" width="725" height="277" /><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/01/29/beyaz-gullerim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yokluğunda&#8230;</title>
		<link>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/01/29/yoklugunda/</link>
		<comments>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/01/29/yoklugunda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 20:21:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihem Tachouli Usta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazdıklarım - (Şiirlerim)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihemtachouliusta.com/?p=4411</guid>
		<description><![CDATA[Rıhtımlarım dayanamıyor fırtınalara artık,
Çok zor nefes almak dipsiz kuyularda,
Gözlerim unuttu güneşi  artık,
Çok zor kalbi sıcak tutmak bunca soğukta.
 
Özlemlere dayanamıyor ruhum artık,
Çok zor yürümek yollar sona çıkmadığında,
Ayakta duramıyor bedenim inan artık,
Çok zor yaşamak senin yokluğunda.
 
Gözyaşları kurudu, akmıyor artık,
Gerçekten zor gülümsemek gerçek olmadığında,
Dayanıcak derman kalmadı artık,
Dayanmaya değer birşeyler kalmadığında&#8230; 
 
Sihem Tachouli Usta
2010 Ocak


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Rıhtımlarım dayanamıyor fırtınalara artık,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Çok zor nefes almak dipsiz kuyularda,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Gözlerim unuttu güneşi <span> </span>artık,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Çok zor kalbi sıcak tutmak bunca soğukta.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Özlemlere dayanamıyor ruhum artık,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Çok zor yürümek yollar sona çıkmadığında,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Ayakta duramıyor bedenim inan artık,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Çok zor yaşamak senin yokluğunda.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Gözyaşları kurudu, akmıyor artık,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Gerçekten zor gülümsemek gerçek olmadığında,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Dayanıcak derman kalmadı artık,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Dayanmaya değer birşeyler kalmadığında&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Sihem Tachouli Usta</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">2010 Ocak</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><span lang="TR"><img class="aligncenter size-full wp-image-4412" title="sadness_8_by_scarabuss" src="http://www.sihemtachouliusta.com/wp-content/uploads/2010/01/sadness_8_by_scarabuss.jpg" alt="sadness_8_by_scarabuss" width="640" height="492" /><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/01/29/yoklugunda/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın / Erkek / Evlilik Üzerine &#8230;</title>
		<link>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/01/29/4401/</link>
		<comments>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/01/29/4401/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 15:06:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihem Tachouli Usta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazdıklarım - (Denemelerim)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihemtachouliusta.com/2010/01/29/4401/</guid>
		<description><![CDATA[Bir kaç sayfa dergi karıştırıp gerçekten başarıyla çekilmiş bazı moda fotoğraflarına bakarken, birden yine duygularım tarafından tahrik edilerek kadın kimliğiyle ilgili düşünmeye başladım&#8230; Kadın&#8230; Başlı başına öyle derin bir kavram ki. Cinsellik, etkileyicilik, annelik, eve sahip çıkan ve aynı zamanda kendi hayatına sahip çıkan yorgun bir kimlik geldi gözümün önüne. Tüm bunlara bağlı olarak düşüncelerim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bir kaç sayfa dergi karıştırıp gerçekten başarıyla çekilmiş bazı moda fotoğraflarına bakarken, birden yine duygularım tarafından tahrik edilerek kadın kimliğiyle ilgili düşünmeye başladım&#8230; Kadın&#8230; Başlı başına öyle derin bir kavram ki. Cinsellik, etkileyicilik, annelik, eve sahip çıkan ve aynı zamanda kendi hayatına sahip çıkan yorgun bir kimlik geldi gözümün önüne. Tüm bunlara bağlı olarak düşüncelerim detaylandığında hem kendi yaşadıklarımdan, hem de etrafımdaki kadınların yaşamlarından sahnelerle birlikte bir anda beynim çatlıcakmış gibi hissettim. Belki de insanlık tarihinin belli bir düzeye geldiği andan itibaren oldukça hararetle süregelen bir tartışma konusudur kadın kimliği. Kültürler, dinler, yaşanan bölgeler ve hatta iklim koşullarına kadar her şey kadın kimliğini etkiler ve sürekli bir değişime tabi tutar. Oysa bugün yoldan 100 erkeği çevirip mini bir anket yapalım ve anketimizin tek sorusuda;</p>
<p style="text-align: justify;">-	“Sizce kadın kimliği tarihten bu yana ne kadar fazla değişime uğramıştır?” olsun.</p>
<p style="text-align: justify;">Balyoz gibi vuran cevapların etkisiyle kendimize gelebilirsek eğer cevabın bir kalıp gibi sürekli bir önyargıyla ve şekil değiştirmeden geldiğini görürüz;</p>
<p style="text-align: justify;">-	“Kadınlar hep aynıdır, ne değişiyor ki?” &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında dikkatle baktığımızda gözümüzün önünde can çekişen iki farklı bakış açısıdır karşılaştığımız. Kadın sürekli bir değişime uğrarken bir diğer yandan da ısrarla değişmeyen artık tabudan da öteye geçen belli başlı konuların ağından da kurtulmayı başaramamaktadır.<br />
Düşüncelerimin orta noktasıyla ilgili yapabileceğim en güzel felsefik girişi yaptıktan sonra şimdi yavaş yavaş ordan burdan biraz veya çok ne gelirse dilimin ucuna içimden geldiğince ve her zaman olduğu gibi Sihem’ce ( BENCE) aktarmaya çalışacağım.</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın&#8230; Kadın olmak&#8230; Kadınlık&#8230; Aslında baktığım zaman sanki hepsi aynı şeyi anlatıyormuş gibi ama öyle değil&#8230; Hepsinin bana göre kendine has anlamları ve acıları var&#8230; Kadın dediğimde aklıma cinsiyet ve toplumdaki yer geliyor. Kadın olmak dediğimde ise kendimin bile toplumsal kalıplarımıza bağlı olarak ancak evlendikten sonra keşfedebildiğim ve o olduğumu anladığım bir insanlık hali geliyor. Kadınlık dediğimde ise bir evrim, aşılması gereken dağlar, gidilmesi gereken yollar gözümün önünde canlanıyor. Açıkçası aslında insanlık açısından belki de en kıymetli yere sahip olan kadını ben sadece acılarıyla görebiliyorum, yarattığı annelik mucizesi, erkeğin onsuz hayatına devam edememe durumu, bir cinsellik sürecinde erkek tarafından mecburi olarak ihtiyaç duyulan ve estetik anlamda dünyanın en güzel tablosu olan kadına dair bunlar değil de sadece acılar geliyor gözümün önüne. Bu kesinlikle benim ruhsal halimle alakalı değil altını çiziyorum. Bu resmen bugünün gerçeği gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın olmak&#8230; Öyle farklı, içi öylesine dolu ve yükü ağır bir durum ki, belli bir kültür seviyesinden ve imkanlardan tutun da en garip bölgedeki kadına kadar biz kadınlar sürekli birşeylerin özlemini duyuyoruz. Aslında hakkımızda hep çözülmesi mümkün olmayan ve karmaşa dünyası olarak bahsedilse de istediğimiz şeyler o kadar basit ki. Yazımı okuyan erkeklerin beyninden geçenleri şimdiden duyar gibi oluyorum ve gülümsüyorum;</p>
<p style="text-align: justify;">-	“Kadınlar para ister, imkan ister, karşılarında önce paraca güçlü sonra da diğer bütün kadınların kıskanacağı kadar yakışıklı, kültürlü, iyi bir eğitimden geçmiş ve ailece köklü bir masal prensini bekler, ooo bir de o prens ömür boyu onlara kul köle olsun dünyada başka bir kadın yokmuş gibi kilitlenip kalsın isterler&#8230;”</p>
<p style="text-align: justify;">Nasıl, tutturabilmiş miyim? Ah sevgili kadınlar ve erkekler&#8230; Nedir bu kadar bizi kalıplara sokan diye düşünmeden edemiyorum&#8230; Sonuçta herkes için geçerli olmasa da pek çok insan kendi seçimlerini bugün kendisi yapabiliyorken, iletişim olanaklarımız bu kadar gelişmişken bizler hala bu kadar çok hayal kırıklıkları yaşayabiliyorsak, istediğimizin ne olduğunu bile bile aslında istediğimizle yakından uzaktan alakası olmayan seçenekleri tercih ediyorsak, neden bunun bedelini karşımızdaki insanın ödemesini istiyoruz? Ya da yaptığımız hataların bedelini neden azapla kendimize işkence haline getiriyoruz? Biliyorum olay gittikçe derinleşiyor, derinleştikçe zorlaşıyor&#8230; Son dönemde çevremdeki kadınlar ve ben kendimle ilgili o kadar çok şey o kadar büyük bir hızla değişiyor ki, belki de o yüzden nehirler gibi akıp gidiyor cümlelerim.</p>
<p style="text-align: justify;">Aklımızdaki soruların içinde boğuluyoruz kimi zaman, kimi zaman karşımızdakinin bunların hiçbirinden haberi bile yokken onu boğuyoruz sorun bataklığımızda. Küçükken çizgi filmlerde kahramanlar suya düştüklerinde yukarı ellerini uzatıp önce 3, sonra 2, sonra 1 diyerek parmak işaretiyle sayarlardı ve en sonunda suya baloncuklar çıkar böylece güya boğulurlardı. İşte o masum ama bir o kadar anlamlı sahne hiç gitmiyor gözümün önünden. Kendi dünyamızda ne çok kez aynı duruma düşüyoruz, imdadımıza yetişen hiç kimse olmadan kaç defa boğulup boğulup ayağa kalkıyoruz kimbilir ? İçimizde ne fırtınalar kopuyor, kimbilir aynı gün içerisinde kaç defa fikir değiştiriyoruz?</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın erkek ilişkisi hep böyle karmaşık bir şekilde sürecine devam ederken, neler kaybediyoruz kendimizden? Bazen kendimize olan güvenimizi, bazen saygımızı, bazen çocuksu düşlerimizi, bazen ruhsal sağlığımızı, her zaman ise kesin olarak kaybettiğimiz şey de zamanımız oluyor. Kendi ömrümüzden yerken bunca konu uğruna, bir de bakıyoruz yıllar geçmiş. Aynalarla problemlerimiz oluşmaya başlıyor, hem baktığımızda gördüğümüz yorgun beden yüzünden, hem de baktığımızda gözlerimizin içinden imdatlar savuran yorgun ruhumuzla karşılaştığımızdan.</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın olmak&#8230; Öylesine başka bir şey ki&#8230; Kendi adıma şunu açıkça söyleyebilirim, kadın olmanın ne demek olduğunu ancak evlilik sonrasında öğrenebilmek, cinselliği ancak böylesine ağır bir sorumluluk ve yükümlülük altına girdikten sonra keşfetmek bence dünyanın en saçma şeylerinden birisi&#8230; Bir insan ilk defa yediği bir yemeği o an yediği yerde yemeye, başka hiç bir yerde yememeye yemin ettikten sonra, yemeğin tadını öğrenip kendi damak tadını tanıdıktan sonra aynı restorana mahkum kalmakla beraber bir de bunu sadece karşı tarafa olan bir sorumluluk olarak değil aynı zamanda hayatı boyunca kendisine olan saygısının da bir göstergesi olarak ilan edermiş gibi ironik ve dramatik bir şekilde yaşamak zorunda bırakılıyor. Biliyorum böylesine önemli bir duruma verilecek örneklerin hiç biri tam olarak yerini bulmaz, ama malesef bu böyle bir gerçek ve çoğumuzun gerçeği. Anlatmaya çalıştıklarım direkt olarak kişiliklerle ilgili sorunlar değil, karşınızdaki insanın sahip olduklarının listesindeki eksikliklerle alakalı şeyler de değil, bu tamamıyla kadın olmanın ne kadar zor ve ağır bir şey olduğuyla alakalı. Böyle bir çağda dahi olsa maruz kaldığımız sınırlar, dikenli tellerle çevrili upuzun duvarlar, at gözlükleri beni artık gerçekten deli ediyor. Kendini sadece kadın olmakla ve cinsellikle ilgili evliliğinden sonra tanıma şansı bulan bir kadın olarak daha önce sahip olduğum muhafazakar bakış açısıyla ilgili büyük bir değişim yaşadım, prensiplerimi, hayata karşı beslediğim duyguları, sahip olduğum kişisel özellikleri, her birini tek tek yeniden yorumladım. Ortaya çok güzel bir tablo çıkıyor, akıllı ve ne istediğini bilen bir kadın için muhteşem bir sonuç, ne yazık ki hayatımdaki gerçeklerle alakalı olarak baya geç yaşanan bir evrim benim adıma. Artık evli bir kadın olmak, elbette bunu kendi analiziniz sonucunda ve karşınızdaki insanda bulduğunuz güzelliklerle beraber aldığınız bir kararla hayatınıza sokmanıza rağmen, bazı değerler tekrar yorumladığınız kişisel analizinizle birlikte bir hayli zor bir döneme giriyor. Bu sizi bir hayli yoruyor. Neredeyse öyle bir noktaya geliyorsunuz ki, hayatınızı baştan aşağı değiştirecek kararlara doğru adımlar atıyorsunuz. Karşınızdaki insanla belki evlilik kararını alırken ölene kadar diye içinizde sevinç çığlıkları koparken işte o yorumlamadan sonra o kişi bile sizin gözünüzde şekil değiştirmeye başlıyor, dengeleriniz baştan aşağı değişmekle kalmayıp kimi zaman size belinizi kırakacak kadar zor zamanlar yaşatıyor. Başlıyorsunuz sıkı bir terazi kurmaya. Kefeleri en adil şekilde doldurmak için elinizden geleni yapıyorsunuz. Kimsenin hakkı kimsede kalmadan, kim ne veriyorsa ne alıyorsa olduğu gibi değerlendirmeye özen gösteriyorsunuz. Bu çok kısa bir sürede bitebilecek bir muhasebe olmuyor elbette. Aylarınızı hatta benim gibi duygusal fedakar ve detaycı insanlar için kimi zaman yıllarınızı alıp götürüyor. Hepsi hem kendinize hem de bir o kadar karşınızdaki insana haksızlık yapmamak uğruna. Biraz da kendi kişisel yorumlamanızın sağlamasını yapıyorsunuz bir yandan, bir diğer taraftan da varsa yeni keşifleriniz, yorumlamanızın çapını her yeni keşifle biraz daha genişletiyorsunuz. Tüm bunlar yaşanırken her normal evlilkte olduğu gibi arada sorunlarla da karşılaşıyorsunuz, zor zamanlar atlatıyorsunuz, hep kötü tarafı yok elbette bu sürecin, bazen de çok ama çok güzel gelişmelerle de karşılaşıyorsunuz. Siz bu kefeyi kurarken ve adil bir tartı için çırpınırken karşı taraf hayatına en normal şekilde devam etmiyor elbette. O da sizinle ilgili değişimler yaşıyor, her ne kadar ne istediğini sizden biraz daha ayakları yere basar sağlamlıkta keşfederek sizinle bir adım atmış olsa da, sizin değişiminiz de onu etkiliyor. Sizin değişiminiz ona olan yaklaşımınızı yeniden yorumladığından o da sizinle ilgili şaşkınlıklar yaşıyor. Önceleri şaşkınlık olarak tabir edilebilecek bu hal yavaş yavaş onda da soru işaretlerine sebep olmaya başlıyor. Size farklı yaklaşımlarla geliyor her seferinde, deniyor, o da çabalıyor, sizi seviyor, kendinden ve kararından emin, hayatından mutlu ve bunu kaybetmekten korkmaya başlıyor. Bu korku onu da biraz olsun hırçınlaştırıyor. Savunma mekanizmasını güçlendiriyor. Tüm bunlardan sonra bir bakalım tabloya, ilk günlerdeki evlilik haliyle son hal arasında ne farklar var? Aslında artık ne yazık ki bir benzerlik yok. Bambaşka bir şey olmuş. Evrimini geçirmiş ama tamamlama adına atılması gereken o sağlam adımı bekliyor adeta. İşte zurnanın zırt dediği yer de tam olarak orası oluyor. O son adım ya evrim geçiren evlilikle birlikte yeniden yorumlanan kişisel ihtiyaçlara göre evlilği baştan rayına oturmaya çabalamak, ya da en kolay yol olan karşılıklı boşanma kararını alabilme gücünü bulmak. Bu son adım için ben sayfalarca daha yazabilirim aslında. Birebir yaşadıklarımı, deneyimlediklerimi olduğu gibi doğal bir şekilde paylaşmak aslında kendi adıma attığım bir başka güzel adım diye düşünüyorum. Böylece okuduğumda bile kendimi ekrandan seyrediyor gibi oluyorum. Ben son adımım için büyük bir çaba sarfederken, henüz bunların hiç bir adımını atmamış olan sevgili dostlar size nacizane tavsiyem kendinizi çok sıkı analiz edip tanımaya çalışmanız olur. Bir insan önce kendini tanımalı ki, ne istediğini hayattan ne beklediğini de en iyi şekilde anlasın. Bunun için bazen bedeller ödememiz gerekir, bunun için bir diyeceğim yok, bu herkesin kendi bileceği şey elbette, ne kadar tanımak istiyorsanız kendinizi bir o kadar bedel gerekiyor bunun karşılığında. Kimse hayatın kolay olduğunu söylemedi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Yazımın sonunda aklıma çok hoş bir şarkı geliyor&#8230;.</p>
<p style="text-align: justify;">Semiramis Pekkan / Bana Yalan Söylediler<br />
<a style="cursor: pointer; color: #3b5998; text-decoration: none;" onmousedown="UntrustedLink.bootstrap($(this), &quot;33b7571dc89cb033ff2b03d4246b981c&quot;, event)" rel="nofollow" href="http://www.dailymotion.com/video/x7jtie_bana-yalan-soylediler-semiramis-pek_music" target="_blank"><span>http://www.dailymotion.com</span><span>/video/x7jtie_bana-yalan-s</span><span>oylediler-semiramis-pek_mu</span>sic</a></p>
<p style="text-align: justify;">Sihem Tachouli Usta<br />
2010/Ocak</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4400" title="AAKTAN" src="http://www.sihemtachouliusta.com/wp-content/uploads/2010/01/article-1199759-05b69002000005dc-738_468x559.jpg" alt="AAKTAN" width="468" height="559" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihemtachouliusta.com/2010/01/29/4401/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İçindeki cam kırıkları kalbine batanlara&#8230;</title>
		<link>http://www.sihemtachouliusta.com/2009/12/09/icindeki-cam-kiriklari-kalbine-batanlara/</link>
		<comments>http://www.sihemtachouliusta.com/2009/12/09/icindeki-cam-kiriklari-kalbine-batanlara/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 22:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihem Tachouli Usta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazdıklarım - (Denemelerim)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihemtachouliusta.com/?p=4396</guid>
		<description><![CDATA[Melek&#8230;
İki kanadına da kar yağdı minik meleğin, bir de baktı alçalıyor çaresiz&#8230; Ağırlaşan kanatlarının acısı değil onu yoran, uçması gereken diyarlara gecikmesi&#8230; Yapacak ne var diye düşünürken, başının üzerindeki ışık çemberi geliverdi birden aklına&#8230; Yaktı son haddinde sıcacık&#8230; Eridi kanatlarının üzerindeki karlar, yeniden yükseldi melek&#8230; Biraz önceki kaygılar yorgunluklar yerini gitmesi gereken diyarlara gidebiliyor olmanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Melek&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">İki kanadına da kar yağdı minik meleğin, bir de baktı alçalıyor çaresiz&#8230; Ağırlaşan kanatlarının acısı değil onu yoran, uçması gereken diyarlara gecikmesi&#8230; Yapacak ne var diye düşünürken, başının üzerindeki ışık çemberi geliverdi birden aklına&#8230; Yaktı son haddinde sıcacık&#8230; Eridi kanatlarının üzerindeki karlar, yeniden yükseldi melek&#8230; Biraz önceki kaygılar yorgunluklar yerini gitmesi gereken diyarlara gidebiliyor olmanın heyecanına bıraktı&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Bizler de böyle değil miyiz sanki ? Gitmek istediğimiz diyarlara belki kanatlarımızın değil ama omuzlarımızın üzerindeki yükler engel olmuyor mu şu hayatta ? Bekleyene mi yanarız, kendimize mi onu bile şaşırtmaz mı yüklerimiz? Boynumuzu bükmez mi her biri birbirinden farklı ama bir o kadar ağır sorumluluklarımız ? Meleğin ışık çemberi gibi bizim de bir çıkış yolumuz olmaz mı hiç? Ya omuzlardaki yüklerden kaçarak kurtulmaya çabalarız, ya da yükümüze aldırmadan o yola devam edebileceğimizi ve sonunda o uzak diyara varabileceğimizi düşleyerek daha da ağırlaşırız&#8230; Halbuki ne kaçmakla kurtuluruz sorumluluklardan ne de yükümüzle bitirebiliriz yolları&#8230; Sadece kandırırız kendimizi&#8230; Kimizi zaman gerçekle yüzleşip bir de yükümüzü gözyaşımızla daha da ağır hale getiririz&#8230; İyice bükülür belimiz&#8230; Gitgide uzaklaşır ulaşmak istediklerimiz&#8230; Uzaklaşan daha da özlenir&#8230; Hasretinden alevler sarar etrafımızı&#8230; Yanarız yeri geldiğinde cayır cayır&#8230; Yeri gelir kendi fırtınalarımızla körükleriz alevleri yeri gelir kimsesizliğimizde söner hepsi yavaşça&#8230; Yana söne kaybolup gider o çocuksu umudumuz&#8230; Yerine her geçen sene biraz daha taşlaşan bir kalp gelir&#8230; Öyle bir otururki sol üst köşeye balansımız şaşar&#8230; Yalpalana yalpalana yürürüz, yorgun ama hala derinlerde inatçı bir özlemle&#8230; Sanki hala bekliyormuşçasına sevgili, acınası bir hayalgücüyle düşleriz kavuşma anlarını&#8230; Çorak çöller gibi sert ve kimsesiz yanaklara dudaklara tuzlu gözyaşları kor gibi düşer yine&#8230; İşte böyle gider ta ki son nefese kadar&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Melek varması gereken diyara varır&#8230; Açar tertemiz avuçlarını döker nurlarını&#8230; Bembeyaz olur ondan önce gece gibi kararmış topraklar denizler&#8230; Melek mutluluktan kanat çırpar çocuklar gibi&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Umarım herkes elbet zamanı gelince melek gibi çırpar mutlulukla ellerini kollarını sevdiğine kavuşunca&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"><em><strong><span style="text-decoration: underline;">Sihem Tachouli Usta</span></strong></em><em><strong><span style="text-decoration: underline;"></span></strong></em></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"><em><strong><span style="text-decoration: underline;">Aralık / 2009</span></strong></em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><span lang="TR"><img class="aligncenter size-full wp-image-4397" title="uzaktaki-sevgiliye" src="http://www.sihemtachouliusta.com/wp-content/uploads/2009/12/uzaktaki-sevgiliye.jpg" alt="uzaktaki-sevgiliye" width="717" height="538" /><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihemtachouliusta.com/2009/12/09/icindeki-cam-kiriklari-kalbine-batanlara/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
