Cumhuriyet Dönemi Türk Mimarlığı - I. Ulusal Mimarlık Akımı - Mimar Kemaleddin Bey

1908 yılında ilan edilen II. Meşrutiyet ile birlikte gelişme gösteren milliyetçilik eğilimleri mimarlıkta yeni arayışlara yol açmıştır. Mimar Kemalettin ve Vedat Bey’lerin öncülüğünde gelişen bu akımla birlikte Türk Mimarlığı’nın Milli Mimari Rönesansı diyebileceğmiz yeniklasik dönemi başlar. 1970’ler ve sonrasında Birinci Ulusal Mimarlık adını alacak bu tarz, özünde klasik Osmanlı yapıları olan yeni bir mimarlık barındırmaya yönelir.

.

mimar_kemaleddin

.

Bu dönemde klasik Türk Mimarlığı yapıtları diriltilerek bir Türk milli üslubu yaratılmaya çalışılmıştır. Bu süreç, ulus olma yolunda bilinçlenmenin bir sonucu olarak da nitelendirilebilir.

Milliyetçi unsurlar barındıran bu akımla, eski dinsel yapılardan alınan elemanlar (geniş saçaklar, kubbe, sivri kemer, sütun, çini kaplamalar vs.) sivil mimarlığa uygulanmaya çalışılmıştır. Daha çok kamu yapıtlarında görülen bu akım, konutları pek fazla etkilememiştir.

Mimar Kemalettin ve Vedat Bey’( Vedat Tek )ler, ülke mimarlığını yabancı etkilerden arındırmayı amaçlayıp, yalnızca Osmanlı’nın son dönemini değil, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki türk mimarlığını da büyük ölçüde etkilemişlerdir. Ziya Gökalp ’le başlayan Türkçülük hareketi, bu akımın Cumhuriyet’in ilk yıllarında canlı kalmasını sağlamıştır. Bunlara ek olarak daha sonrasında Arif Hikmet (Koyunoğlu) Bey ile İtalyan asıllı Giulio Mongeri de akıma katılmışlardır.

Mimar Kemalettin, İstanbul’da 4. Vakıf Hanı ‘nı, Bostancı ve Bebek Camileri ile Tarlabaşı’ndaki Kemer Hatun Camisi’ni, Eyüp’te 5. Mehmet Türbesi ile Şişli Hürriyet Tepesi’nde Mahmut Şevket Paşa’nın açık türbesini, Lâleli Tayyare apartmanlarını (bugünkü Merit Antik Oteli), Ankara’da DDY merkez binası ile Gazi Terbiye Enstitüsü‘nü yapmıştır.

Mimar Vedat’ın en önemli yapıtları ise Sirkeci’deki Büyük Postane, Karaköy’de bugünkü Denizcilik İşletmeleri binası,Edirne Karaağaç Tren İstasyonu (Şimdiki Trakya Üniversitesi Rektörlük Binası) Nişantaşı‘ndaki kendi evi, Haydarpaşa Vapur İskelesi ve başladığı fakat bitiremediği Ankara Palas ‘tır.

Arif Hikmet Bey, Ankara Türk Ocağı (Bugün Devlet Resim ve Heykel Müzesi 1927-30) ile Etnoğrafya Müzesi (1925-1928) ve eski Hariciye Vekâleti binalarını; Mongeri de Ankara-Ulus‘ta Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü (1926) ile Osmanlı Bankası (1926), İş Bankası (1928) ve İnhisarlar Başmüdürlüğü (1928) binalarını yapmışlardır.

Birinci Ulusal Mimarlık akımı meslek elitince değişen teknolojiye ayak uydurmaktan uzak ve çağın gereksinimlerini karşılayamayan bir akım olarak değerlendiriliyorsa da , bu dönemin yapıları günümüzde hizmet vermeye devam etmektedir.

.

Mimar Kemaleddin Hakkında

.

Mimar Kemalettin   (1870-1927)
Mimar. İlköğrenimini İbrahimağa Mektebi’nde tamamladıktan sonra, babasının görevi nedeniyle Girit’e gitti. Arapça ve Fransızca öğrendi. Şems-ul Maarif ve Numune-i Terakki mekteplerini bitirip, Mühendis Mektebi’ne girdi. 1891’de okulu bitirdikten sonra öğrenimini tamamlamak için Almanya’ya gönderildi. Yurda dönüşünde, Mühendis Mektebi’nin Mimarlık ve Yapıcılık hocalığına atandı. Bir süre Seraskerlik Dairesi Baş mimarı olarak görev yaptı.

1908’den sonra Evkaf Nezareti İnşaat ve Tamirat Müdürü oldu. Ankara Evkaf Umum Müdürlüğü Heyeti Fenniye Müdürlüğü yaptı. İngiliz Krallık Mimarlar Enstitüsü üyeliğine seçildi. Eski Türk üslubunu, yeni gereksinimleri karşılayıcı biçimde uygulama çabalarıyla yeni bir çığır açtı.

Başlıca yapıtları:

İstanbul Vakıf Hanları (ı, II, III, IV),
Şimdi üniversite kütüphanesi olan Medreset-ül-Kuzzat,
Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsü.

Mimar Kemaleddin Bey’in Eserleri ve Bazı Çalışmaları

.

.

.

Bu bilgileri paylaşmak istedim çünkü günümüzde Avrupa ve dünyanın dört bir yanından bastıran dekorasyon trendleri, akımlar arasında unutulmaya yüz tutan kendi mimari tarihimiz hakkında bilgi sahibi olmamız gerektiğine inanıyorum.

.

Kaynak: Vikipedi , kenthaber

Mustafa Kemal Atatürk’ten…

Mustafa Kemal ATATÜRK’ten …

Mustafa Kemal ATATÜRK’ten …

 

Yıkın Heykellerimi…

ATAM İZİNDEYİZ, NUR İÇİNDE YAT…

Hey Gidi Türkiyem!!!

Söylemeye dilimin varmadığı ne satırlar ne cümleler akıp giderken gönlümün gözü önünden, ışığımıza ellerini uzatan o siyah ruhların tümünü lanetliyorum geriden geriden… Ey sesi soluğuna karıştırılarak gırtlağının her boğumuna gömülmeye uğraşılan güzel insanım, gün gelir her boğumdan kurtuluş savaşı verir sözcükleriniz derinden derinden…

 

19 Mayıs Hepimize Kutlu Olsun Genç Arkadaşlarım, Vatanım, Milletim!

 

 

19 MAYIS GENÇLİK MARŞI

Bir şerefli milletin şanlı çocuklarıyız.
Kalplerimiz, nabzımız, vatan diyerek atar.
Ayrılmadan yürürüz, aynı yolda erkek, kız.
Ruhumuzda ateş var, göğsümüzde iman var…

Vücudumuz yay gibi, bacaklarımız çevik,
Kalplerde cumhuriyet, başımızdadır bayrak,
Bir emanet taşırız, Ata’mıza söz verdik.
Kuvvetimizi, gücümüzü, kanımızdadır kaynak…

Bilgi ile sporu, yürütürüz atbaşı,
Çalışkanlık, çeviklik atalardan mirastır.
Türk olmanın amacı kazanmaktır savaşı…
Bize ülkü yaraşır, bize hamle yaraşır.

19 Mayıs bizim en kutsal bayramımız.
Tarihlerde var mıdır, böyle bir günün eşi ?
Bu pınardan içiyor, alıyoruz kuvvet, hız,
Bu ocaktan yakıyor bütün gençlik ateşi…

                                     İ. Hakkı TALAS

Cumhuriyet Gazetesi 84. Yıldönümü - 62. Yunus Nadi Ödülleri Töreni…

Biz de eşim Hakanla bu güzel onurlu gururlu gecede  orada bulunmaktan mutluluk duyduk.

Bu sevgi yüreklerimizde büyüdükçe bu hedef gün be gün daha geniş bir kitleye ulaştıkça ülkemize zeval gelmez…! Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktıklarına ihanet edenlere karşı dim dik ayaktayız!

Ne Mutlu Türküm Diyene! 

 

Kemal Atatürk’ün adını koyduğu Cumhuriyet Gazetesi,
7 Mayıs 1924 ‘te yayın hayatına başlarken kurucusu
Yunus Nadi, kaleme aldığı ilk başyazısında yayın ilkelerini
şöyle açıklıyordu:

”Cumhuriyet, ne hükümet, ne de parti gazetesidir. Cumhuriyet,
yalnız cumhuriyetin cumhuriyetin bilimsel ve yaygın anlatımıyla
demokrasinin savunucusudur. Cumhuriyet ve demokrasi fikir ve
esaslarını yıkmaya çalışan her kuvvete karşı mücadele edecektir. ”

Yunus Nadi’ nin kurduğu, Nadir Nadi’ nin kurumsallaştırdığı
Cumhuriyet Gazetesi; ilkelerinden ödün vermeden 1924′ ten beri
yayın hayatını sürdürüyor. Nadir Nadi’ nin 1991 yılında aramızdan
ayrılmasından sonra eşi Berin Nadi’ nin önderliğinde kurulan ve
başkanlığını İlhan Selçuk’ un üstlendiği Cumhuriyet Vakfı, Türkiye’ de
örneği olmayan bir yapılanma ile gazetenin varlığını ve bağımsızlığını;
okurların da haber alma özgürlüğünü ve gerçekleri öğrenme hakkını
güvence altında tutuyor.

CUMHURİYET

Laik Türkiye Cumhuriyeti’ne Bunu Yapamayacaksınız!

 MHP AKP işbirliği ile türbanın ülkemizin üzerine kabus gibi çökeceğine inananlara sesleniyorum!

Hayır!

Hayır!

Hayır!

Bu Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin başına hiçbir zaman gelmeyecektir!

Sadece aşağıdaki karikatürlerde olduğu kadarla kalacaktır….

icler-acisi-ulkemin-dusmani-turban.gif

icler-acisi-ulkemin-dusmani-turban-1.jpg

icler-acisi-ulkemin-dusmani-turban-2.jpg

icler-acisi-ulkemin-dusmani-turban-3.jpg

icler-acisi-ulkemin-dusmani-turban-4.jpg

“Biz Kaç Kişiyiz” Oluşumunu Anlamak, Türkiye Cumhuriyeti’ni Kurtarmak!

Belli bir süredir ortalarda dolaşan bir oluşum var, neydi adı, tamam güç bela hatırlıyorsunuz, “ Biz Kaç Kişiyiz” Sivil Toplum Örgütü. “Aman o da nedir, yine gençleri kullanıyorlar, yine Milliyetçilik duygularını sömürecek fırsat kapısı buluyorlar, bunlar düzen düşmanı, ne işinize ne haddinize sizin Türkiye’yi kurtarmak,  anarşistsiniz işte!”.

Biliyorum okuyunca kimilerine çok güzel geldi ilk paragraf, gayet tatlı, kulak okşar nitelikte ince ince kafanızdakileri yansıtıyor diye düşündünüz. Ama gerçek nedir biliyor musunuz, siz sadece kendinizi aldatıyor, kendinizi kullandırıyor, ruhunuzu büyük bir istismara açıyorsunuz. At gözlükleriniz de pek şık, son moda galiba pek “AK – PAK” …

Ülke at gözlüklerinin tarihe karıştığı beyinlerin gözünden bakıldığında büyük bir buhran içinde bulunmaktadır ve işin en acı ve ciddi yanı ise bu buhrana sebebiyet verenlerin devlet kadrosunu bizzat oluşturanlar olmasıdır. Göz göre göre tabak içinde servise hazır bir Türkiye yaratmaya uğraşanlar ne yazık ki bu ülkenin emanet edildiği devlet kurumunun ta kendisidir. İnsanın içini acıtan, yüreğini boğan bu durum her geçen gün biraz daha ciddiyetini ve etkisini arttırmakta, Türkiye Cumhuriyeti her geçen gün yeni bir oyuna dahil edilmektedir. Bu olanların sorumlusu kimdir peki diye durup düşündüğümüzde karşımıza çıkan yine aynı kişilerdir ve bu kişiler yazımın birinci paragrafını okuduklarında pek erken davranmış, pek çabuk sevinmişlerdir, tıpkı yaptıklarına pek erken, pek çabuk sevindikleri gibi. Ama yanılmaktalar, çok büyük bir gafletin içine sürüklenmekteler, çünkü karşılarında ülkelerini kanlarının son damlasına kadar savunacak, kalbinde gerçek vatan sevgisini taşıyan, ruhu, beyni aydınlık ışıl ışıl bir topluluk yer almaktadır ve adı “Biz Kaç Kişiyiz Sivil Toplum Örgütü”dür. Gün gibi karşılarında duran bu gerçek, güneş kadar sıcak, gökler kadar uçsuz bucaksız, Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü en güzel gerçeğidir.

 Bu oluşumu anlamak, özümsemek, bir parçası olmak vatanına bağlı her Türk’ün ödevidir, görevidir. Birlikten kuvvet doğar, birlikten yenilik doğar, özellikle bu birlikten Türkiye Cumhuriyeti’nin umudu, kurtuluşu doğar.

Ne yapıyor bu birlik? Bu birlik çok şey yapıyor; yalanın riyanın karşısında dikiliyor, kimsenin itiraz etmediği haksızlıklara baş kaldırıyor, göz göre göre Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar verilmesine engel olacak yepyeni bir oluşumu destekliyor. Ülkesinin ekonomisine, hukukuna, eğitimi öğretim sistemine, en önemlisi “Laik” kimliğine elini sürmeye cüret edenlerin ellerini şiddetle geri itiyor ve var gücüyle insanını, vatandaşını uyandırmaya uyarmaya çabalıyor. Demokratik kavramının çatısı altına sıkıştırılan, tıkıştırılan tüm çağ gerisi kalmış sistem girişimlerine olağan gücüyle “Hayır” diyor. Ülke içerisinde yeni sınırlar, yeni ayrılıklar yaratmaya uğraşanların inadına ellerin kenetlendiği sonsuza ulaşacak bir insan zinciri kuruyor, Mustafa Kemal Atatürk gibi bir Önderi bir Mucizeyi Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusunu, Aydınlık Işığını ortadan kaldırmaya uğraşanları ise yine o aydınlık ile gün ışığına çıkarıp, Atasını son nefesine kadar savunmaya yemin ediyor. Dinimizi ahlakımızı hiç tanınmamış bir hale getirerek bize karşı silah olarak kullananların adaletsizliğine inat, dinimizi ahlakımızı, geleneğimizi göreneğimizi aslı astarıyla yüzlere binlere milyonlara anlatıyor. Bu ülkenin umuduna , gençlere sesleniyor, onları pembelere kırmızılara boyanmış yalanlarla değil, gerçeklerleve vatan sevgisiyle, Mustafa Kemal Atatürk zihniyetiyle, Milliyetçilikle, Onurla, Haysiyetle donatıyor, kulaklarından içeri girmeye uğraşan palavralardan , oyunlardan onları arındırıyor.

Pek çoğumuz suçluyu dağda diye belleğimize kazımış durumdayken asıl suçlular içeride ülkenin atar damarlarında sinsice haince ilerlemekte, meclisin devletin her kurumunun içerisine sinsice sızmaktadır. Büyük güç  diye tabir edilen ülkelerle oturulan pazarlıkları kaçımız biliyoruz? Karşılıklı oturulan bu pazarlıkların konusu haline getirilen Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak susmaya devam mı edeceğiz? Asla! İşte bu ASLA’nın arkasında duruyor “Biz Kaç Kişiyiz Sivil Toplum Örgütü” …

Peki siz neredesiniz? Ayaklarınızın altına bir başka bakın bu defa … O bastığınız metrekarenin derinine inin bir defacık bile olsa, düşünün, okuyun, öğrenin, ne çok can verilmiş uğruna! Ne büyük , ne akıl almaz fedakarlıklar yapılmış uğruna!

Ne değişti bugün? Neden bu umursamazlık, neden bu KÖR-SAĞIR-DİLSİZ bakış açısı? Yoksa sizi de mi içi boş bir kutuya çevirdiler, yoksa siz de mi kaybettiniz yolunuzu, unuttunuz mu  varlığınızı neye borçlu olduğunuzu? Yoksa artık siz de sadece Türkiyeli misiniz? Tükenip gitti mi bilinciniz?

Yoksa siz de mi kendinize ihanet ettiniz? Cevap “HAYIR” ise , HEDEFİNİZ “BİZ KAÇ KİŞİYİZ” !

Saygılarımla

Sihem TACHOULİ USTA

www-sihemtachouliusta-com.JPG

9 Aralık - Ankara - Anıtkabir’i Ziyaretimizden Kareler…

 9 Aralık günü Ankara Tandoğan Meydanı’nda gerçekleşen Hukukuna Sahip Çık Mitinginin ardından Atamızı da ziyaret ettik, işte o güzel anları sizlerle paylaşmak istedim, ama sakın resimlerle yetinmeyin, mutlaka Anıtkabir’i ziyaret edin …

 

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-001.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-002.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-003.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-004.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-005.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-006.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-007.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-008.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-009.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-010.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-011.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-012.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-013.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-014.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-015.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-016.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-017.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-018.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-019.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-020.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-021.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-022.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-023.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-024.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-025.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-026.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-027.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-028.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-029.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-030.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-031.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-032.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-033.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-034.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-035.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-036.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-037.JPG

9aralik-ankara-anitkabir-ziyareti-038.JPG

Sonraki sayfa →

Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin