Hakancımla sahile yürüyüşe çıkmıştık, dönerken kestirme bir ara sokağımız var sitemizde oradan girdik, ışık yanmıyordu dedim ki dikkatli olalım minik kurbacıklar olabiliyor basmayalım, cümlemi bitirdim ve bu yaramaz çıktı karşımıza
Sevgili tatlı bitanecik kocacık Hakan resimledi, şu renklere bakar mısınız, en büyük mucize doğa değil de nedir?

Bir mail ile elime ulaşan bu tatlı kediciği sizinle paylaşmak istedim, nasılda kıskanç oluyor bu kediler değil mi dostlar :))

Bu fotoğrafları Tuzla sahilinden otobüsle geçerken yakalayabildim, martıların balıkçı teknelerine olan ilgilerine bayıldım, görüntü çok mükemmel olmayabilir ama anafikri aldı sanırım, büyük ve net hallerini görmek için sayfamın sağ tarafında bulunan Flickr bölümünden çektiğim fotoğrafların orjinal hallerine ulaşabilir oradan bu fotoğrafları da tıklayabilirsiniz…
Ama yine de direkt linkini de buraya ekliyorum:


Açık konuşmak gerekirse evde hayvan beslemeye çok sıcak bakamıyorum çünkü sorumluluğu çok büyük ve hijyen açısından da çok büyük bir emek gerektiriyor… Ama biryerlerde görünce de sevmeden geçemiyor insan

Hele ki yavru olurlarsa daha da bir kandırıyorlar sizi o minicik halleriyle…

Bahçemizin güzel papatyalarına dayanamayan şirin arıyı hiç kaçırır mıyım ben

Bu ezelden ebediyete hiç bitmeyecek bir aşk değil de ne? Hiç arı vazgeçer mi aşkı çiçekten ….


Bahçemi suluyorum dalmış gitmişim, birden kafamı bir kaldırdım ve ne göreyim çoook büyük bir leylek sürüsü geçiyor üzerimizden malum göç edicekler hayvancıklar artık, Tuzla Gölü’nün üzerinde toplanmak için uçmaktalar, şansızlık ya Sony-N1′imiz de sevgili kocişin yanında, neyle çekicem neyle çekicem, cep telefonu almıyor, derken Hakanın eski fotoğraf makinesiyle çekeyim bari dedim ve ancak bu kadar oldu, diğer makinem yanımda olsa o zaman çok daha mükemmel görntüler elde edilebilirdi, olsun doğal olsun içten olsun yeter, öyle değil mi