“Biz Kaç Kişiyiz” Oluşumunu Anlamak, Türkiye Cumhuriyeti’ni Kurtarmak!

Belli bir süredir ortalarda dolaşan bir oluşum var, neydi adı, tamam güç bela hatırlıyorsunuz, “ Biz Kaç Kişiyiz” Sivil Toplum Örgütü. “Aman o da nedir, yine gençleri kullanıyorlar, yine Milliyetçilik duygularını sömürecek fırsat kapısı buluyorlar, bunlar düzen düşmanı, ne işinize ne haddinize sizin Türkiye’yi kurtarmak,  anarşistsiniz işte!”.

Biliyorum okuyunca kimilerine çok güzel geldi ilk paragraf, gayet tatlı, kulak okşar nitelikte ince ince kafanızdakileri yansıtıyor diye düşündünüz. Ama gerçek nedir biliyor musunuz, siz sadece kendinizi aldatıyor, kendinizi kullandırıyor, ruhunuzu büyük bir istismara açıyorsunuz. At gözlükleriniz de pek şık, son moda galiba pek “AK – PAK” …

Ülke at gözlüklerinin tarihe karıştığı beyinlerin gözünden bakıldığında büyük bir buhran içinde bulunmaktadır ve işin en acı ve ciddi yanı ise bu buhrana sebebiyet verenlerin devlet kadrosunu bizzat oluşturanlar olmasıdır. Göz göre göre tabak içinde servise hazır bir Türkiye yaratmaya uğraşanlar ne yazık ki bu ülkenin emanet edildiği devlet kurumunun ta kendisidir. İnsanın içini acıtan, yüreğini boğan bu durum her geçen gün biraz daha ciddiyetini ve etkisini arttırmakta, Türkiye Cumhuriyeti her geçen gün yeni bir oyuna dahil edilmektedir. Bu olanların sorumlusu kimdir peki diye durup düşündüğümüzde karşımıza çıkan yine aynı kişilerdir ve bu kişiler yazımın birinci paragrafını okuduklarında pek erken davranmış, pek çabuk sevinmişlerdir, tıpkı yaptıklarına pek erken, pek çabuk sevindikleri gibi. Ama yanılmaktalar, çok büyük bir gafletin içine sürüklenmekteler, çünkü karşılarında ülkelerini kanlarının son damlasına kadar savunacak, kalbinde gerçek vatan sevgisini taşıyan, ruhu, beyni aydınlık ışıl ışıl bir topluluk yer almaktadır ve adı “Biz Kaç Kişiyiz Sivil Toplum Örgütü”dür. Gün gibi karşılarında duran bu gerçek, güneş kadar sıcak, gökler kadar uçsuz bucaksız, Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü en güzel gerçeğidir.

 Bu oluşumu anlamak, özümsemek, bir parçası olmak vatanına bağlı her Türk’ün ödevidir, görevidir. Birlikten kuvvet doğar, birlikten yenilik doğar, özellikle bu birlikten Türkiye Cumhuriyeti’nin umudu, kurtuluşu doğar.

Ne yapıyor bu birlik? Bu birlik çok şey yapıyor; yalanın riyanın karşısında dikiliyor, kimsenin itiraz etmediği haksızlıklara baş kaldırıyor, göz göre göre Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar verilmesine engel olacak yepyeni bir oluşumu destekliyor. Ülkesinin ekonomisine, hukukuna, eğitimi öğretim sistemine, en önemlisi “Laik” kimliğine elini sürmeye cüret edenlerin ellerini şiddetle geri itiyor ve var gücüyle insanını, vatandaşını uyandırmaya uyarmaya çabalıyor. Demokratik kavramının çatısı altına sıkıştırılan, tıkıştırılan tüm çağ gerisi kalmış sistem girişimlerine olağan gücüyle “Hayır” diyor. Ülke içerisinde yeni sınırlar, yeni ayrılıklar yaratmaya uğraşanların inadına ellerin kenetlendiği sonsuza ulaşacak bir insan zinciri kuruyor, Mustafa Kemal Atatürk gibi bir Önderi bir Mucizeyi Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusunu, Aydınlık Işığını ortadan kaldırmaya uğraşanları ise yine o aydınlık ile gün ışığına çıkarıp, Atasını son nefesine kadar savunmaya yemin ediyor. Dinimizi ahlakımızı hiç tanınmamış bir hale getirerek bize karşı silah olarak kullananların adaletsizliğine inat, dinimizi ahlakımızı, geleneğimizi göreneğimizi aslı astarıyla yüzlere binlere milyonlara anlatıyor. Bu ülkenin umuduna , gençlere sesleniyor, onları pembelere kırmızılara boyanmış yalanlarla değil, gerçeklerleve vatan sevgisiyle, Mustafa Kemal Atatürk zihniyetiyle, Milliyetçilikle, Onurla, Haysiyetle donatıyor, kulaklarından içeri girmeye uğraşan palavralardan , oyunlardan onları arındırıyor.

Pek çoğumuz suçluyu dağda diye belleğimize kazımış durumdayken asıl suçlular içeride ülkenin atar damarlarında sinsice haince ilerlemekte, meclisin devletin her kurumunun içerisine sinsice sızmaktadır. Büyük güç  diye tabir edilen ülkelerle oturulan pazarlıkları kaçımız biliyoruz? Karşılıklı oturulan bu pazarlıkların konusu haline getirilen Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak susmaya devam mı edeceğiz? Asla! İşte bu ASLA’nın arkasında duruyor “Biz Kaç Kişiyiz Sivil Toplum Örgütü” …

Peki siz neredesiniz? Ayaklarınızın altına bir başka bakın bu defa … O bastığınız metrekarenin derinine inin bir defacık bile olsa, düşünün, okuyun, öğrenin, ne çok can verilmiş uğruna! Ne büyük , ne akıl almaz fedakarlıklar yapılmış uğruna!

Ne değişti bugün? Neden bu umursamazlık, neden bu KÖR-SAĞIR-DİLSİZ bakış açısı? Yoksa sizi de mi içi boş bir kutuya çevirdiler, yoksa siz de mi kaybettiniz yolunuzu, unuttunuz mu  varlığınızı neye borçlu olduğunuzu? Yoksa artık siz de sadece Türkiyeli misiniz? Tükenip gitti mi bilinciniz?

Yoksa siz de mi kendinize ihanet ettiniz? Cevap “HAYIR” ise , HEDEFİNİZ “BİZ KAÇ KİŞİYİZ” !

Saygılarımla

Sihem TACHOULİ USTA

www-sihemtachouliusta-com.JPG




Yorum Yazın



Mutlu Yıllar !

Kategoriler

Arşiv

E-mail:

info@sihemtachouliusta.com

  • Search Posts


Takvim

January 2008
M T W T F S S
« Dec   Feb »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Biz Kaç Kişiyiz?

Son Yorumlar

Meta

Son Yazılar

Dünyanın Neresinden?


Siteden alıntı yapılırken kaynağının belirtilmesi rica olunur. Site sahibi Sihem TACHOULİ USTA - Tema;Copyright © 2006 - 2007 Sırrı ÖZDEN | Wordpress |