AÇ KOLLARINI İSTANBUL …Dostluklarımı geri ver, geri ver kalp atışlarımdaki melodiyi…
Sevgili dostum Altar IŞIK’ın bana sizlerle paylaşmam için gönderdiği bu güzel kareler üzerine pek laf kalmıyor söyleyecek.. İstanbul’u hangi tanımlamalara sıkıştırsak haksızlık olur… O yüzden ben bugünlerde beni etkileyen Tarkan’ın son abümünden olan “Pare Pare” şarkısının sözlerini ekledim sonuna… Ne demiş şair; “Bir fırça darbesinde katlettiler beni ey İstanbul, bir şiir dizesine akıttılar gözyaşlarımı, sonra yine bir başka fırça darbesinde doğdum yeniden, bir başka dizeye armağan ettim gülüşlerimi ………”






Hala dün gibi hatırlarım her anını anıların
Biraz hırçınım bu yüzden biraz hüzünlüdür hep bir yanım
Hala sızlar için için her biri yaralarımın
Dalgalıdır denizim bu yüzden
Biraz ıssızdır hep kıyılarım
Bir yanar bir sönerim bir ağlar bir gülerim
Pare pare buruktur hep sevinçlerim
Dağ gibi derya gibi bende acılar şahidim şarkılar
Ne zaman ümitle hayata göz kırpsam
Çiçekler açsam kapıma dayanır sonbahar
Çok erken tanıdım çok erken tattım cilvesini kaderin
Zamansız büyüdüm, şimdi kayıp çocukluk günlerim
Bir yanar bir sönerim bir ağlar bir gülerim
Pare pare buruktur hep sevinçlerim
Dağ gibi derya gibi bende acılar şahidim şarkılar
Ne zaman ümitle hayata göz kırpsam
Çiçekler açsam kapıma dayanır sonbahar
Valentino - Moda Dünyasının Devi - Artık Emekli…

Paris’in Moda dünyasından bir yıldız daha kaydı. Modanın son 45 yılına damgasını vuran 75 yaşındaki İtalyan tasarımcı Valentino Paris Haute Couture Moda Haftası dolayısıyla Rodin Müzesi’nde düzenlediği son defilesiyle emekliye ayrıldı. Belki Türkler olarak moda ile ilgimiz Avrupadaki kadar gelişmiş olamayabilir, ama buna rağmen Valentino’yu da azıcık olasa modayla ilgilenen herkes bilir. Aşk ve Romantizmin ilham verici çizgileriyle tanıdğımız, dişiliği ön plana çıkarmayı bir sanat haline getiren modacılardan olan Valentino artık emekliye ayrılma vaktinin geldiğine inanarak ona yakışır bir müze defilesiyle yerini genç modacılara bırakmaya karar verdi…


Valentino’nun son defilesini izlemeye gelen yaklaşık 700 davetli arasında ünlü isimler de vardı.
Defile, Valentino’nun 45 yıllık moda hayatının bir özeti gibiydi. Ünlü tasarımcının moda dünyasındaki stili sahneye yansıdı. Dekolte elbiseler davetlileri zaman zaman yıllar öncesine götürdü. Tercih ettiği renk ise kırmızıydı…




Laik Türkiye Cumhuriyeti’ne Bunu Yapamayacaksınız!
MHP AKP işbirliği ile türbanın ülkemizin üzerine kabus gibi çökeceğine inananlara sesleniyorum!
Hayır!
Hayır!
Hayır!
Bu Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin başına hiçbir zaman gelmeyecektir!
Sadece aşağıdaki karikatürlerde olduğu kadarla kalacaktır….





Takma Kirpikle Gelen Göz Güzelliği
Bu sezonun ayrıntılarına baktığımız zaman görüyoruz ki, takma kirpik revaçta. Gözleri çok daha belirgin ve alımlı bir hale getiren takma kirpikleri kullanma konusunda pek çok kadının ömyargıları vardır. Aslında hiçte bu önyargılara gerek kalmadan kolayca kullanılan yeni kirpik teknolojileri mevcut artık. Yıllar öncesinin dayanıksız ve cilde zararlı alerjiye sebebiyet veren yapıştırıcıları tarih oldu. Artık hem cildinize dost hem de siz çıkarmadığınız sürece sizi uslu uslu bekleyen kirpikler var. Elbette istisnalar olabilir.Elbette arada düşen türde ürünler de olabilir. Ama doğru ürünü tercih ettikten sonra kullanımı kolay ve güzelliğe güzellik katan takma kirpiklerle artık aranızı düzeltmenizin vakti geldi de geçiyor bana göre.

Duvar Panosu Şeklinde Bitki Yerleşimi
Evlerimizde daha çok yeşile yer vermek, farklı bir tarz ile farklı bir ortam yaratmak için bu tip şık bitkilere başvururuz. Ama burada bir fark var; artık öyle oturma gruplarımızın en hoş boşluklarından yararlanma telaşı ile arada köşede saksılara yer verip ortamı daraltmaya gerek yok. Böyle bir yöntemle hem duvar dekorasyonu hem de bitki yerleşimi aynı noktada çözümlenmiş olabiliyor.


Buna benzer bir diğer yazım için;
Kış Geldi Ama Çiçekler Daha da Güzel Açabilir
Saç Bakımı İçin Doğal Yöntemler

Hepiniz uzun ve sağlıklı bir saça sahip olmak için onu sürekli kestirmeniz gerektiğini duyarsınız. Aslında sürekli saçınızı kestirmek sadece onun daha kısa olmasını sağlar. Sağlıklı olması ile hiçbir ilgisi yoktur. Saç uzunluğu kafanızın şekli ve genişliği ile orantılıdır ve yeni teknolojilerle bile bunu değiştirmenize olanak yoktur. Sağlıklı ya da sağlıksız saç yoktur. Saçımız aslında ölüdür. Ölü olmasaydı kesildiğinde canımız yanmazmıydı? Eğer saçlarınızın ucu kırılmamışsa ya da boyama yüzünden hasar görmemişse onu sürekli kestirip sağlıklı ve uzun yapmaya çalışmak yanlış bir şey. Sadece stil değişikliği düşünenler için sık saç kestirilmesi önerilebilir.

Sıcak yağ tedavisi
Kurumuş ve yıpranmış saçları en iyi canlandırma yöntemi zeytinyağı tedavisidir. Saçlarınıza parlaklık vermek ve beslemek için 2 çorba kaşığı zeytinyağını ısıtın. Bunu yavaş yavaş tüm saç derinize yedirin. Sıcak suda ıslattığınız bir havluyu sıktıktan sonra bir türban gibi başınıza sarın. Havlu soğurken bu işlemi iki veya üç defa tekrarlayarak, başın yağı iyice emmesini sağlayın. Sonra saçlarınızı yıkayarak, iyice durulayın. Bu bakım türü, özellikle çabuk kırılan saçlar için çok yararlıdır.
Hintyağı tedavisi
Yarım çay fincanı hintyağını ısıttıktan sonra baş derinizi ovarak saçınızın yağı emmesini sağlayın. Yavaş yavaş tarayacağınız saçlarınızı kaynar suya batırırıp sıktığınız havluyla sarın. Bu işlemi yaptıktan sonra yarım saat kadar bekleyip şampuanla yıkayın. Bu tedavi, fazla ince, çabuk kırılan, kuru saçlara iyi gelir.
Zeytinyağı ve bal tedavisi
Yarım çay fincanı yeşil zeytinyağıyla bir çay fincanı süzme balı karıştırın. Bu sıvıyı iyice sallayıp çalkalayın ve bir kaç gün dinlenmeye bırakın. Daha sonra bu karışımı baş derisinize ovarak ve tarayarak yedirin. Ancak bu işlemi yaparken tarağın dişlerinin baş derinize batmamasına özen gösterin. Başınıza bir naylon torba geçirerek, başın sıcaklığını muhafaza etmeyi sağlayın. Karışımı başınızda yarım saat beklettikten sonra, saçlarınızı bol suyla durulayın. Bu işlem, koyu renk saçların ışıltılı bir hal alıp parlamasını sağlar.
Kakao yağı tedavisi
Koyu renk saçlı kişilerin uygulayabileceği bir başka bakım yöntemi ise aşağıda anlatılan bu karışımdır. İçinde su kaynayan genişçe bir tencerenin içine daha küçük bir kabı oturtun. Yarım çay fincanı ayçiçeği yağını, 1 çorba kaşığı kakao yağını, 1 çorba kaşığı susuz lanolini bu ikinci kabın içinde eritin. Bütün bu yağlar eriyince, kabı kaynar suyun içinden alın ve karışımı iyice çırpın. Bu karışımdan 1 çorba kaşığı kadarını alarak buna 1 çorba kaşığı su katın, iyice karıştırın. Bu sıvıyı ovarak başınıza sürün ve bu durumda 15 dakika ile yarım saat arasında bekleyin. Ardından saçınızı yıkayıp durulayın. Bu tedavi koyu renk saçlara yeni bir canlılık ve parlaklık verir.
Kaynak: http://www.trplatform.org/sac-bakimi/229130-sac-bakimi-icin-dogal-yontemler.html
Sevgililer Günü Yaklaşırken …
Sevgililer günü yaklaşırken sağa sola bakıyorken bu şirin site gözüme çarptı, kim bilir işe yararsa diye paylaşmayı istedim, benim için artık işin sağlam temelleri atıldı ama yeni adaylar için değişik şeyler çıkabilir
Deniz Kabuklarıyla Şık Bir Masa Görünümü
Uzun zamandır eşimle yemek masamızı işgal edecek bir hobi ile uğraşıyorduk, 2000 parçalık çok hoş bir puzzle ile boğuştuk bir süre, sonra ben de o da normal hayatın yoğunluğundan dolayı bakamadık pek, yaklaşık 2 ay yemek masamızı bu şekilde tuttuk, artık dedim ki, yapabildiğimiz kısımların altına güzelce gazete kağıdı kaydırıp bu işi toparlamam gerek … İstediğimiz zaman kutudan yapılı bölümleri çıkarır devam ederiz dedim, zaten hemen hemen yarısını yapmışız, aldım hepsini katman katman gazete kağıtlarının üzerine koydum koskocaman bir ayakkabı kutusunun içine, hem emeğimiz ziyan olmadı, hem de artık salonum puzzle parçalarıyla dolu bir yemek masasından kurtuldu
Baktım ki gözüm alışmış boş durunca garip geldi, mutlaka hoş bir görüntü yaratmalıyım dedim kendi kendime… Zaten yazılarıma baktıysanız deniz kabuklarına olan düşkünlüğümü bilirsiniz, bende de bir hayli var, aldım onları, bir de en çok sevdiğim meyve servis tabaklarımdan birini, doldurdum içerisine güzel kabuklarımla tek tek seçtiğim pürüzsüz kumsal taşlarımı, baktım ki bu böyle koca masada tek başına durmaz, altına da en çok sevdiğim altın işlemeli masa örtümü serdim, sonra baktım dümdüz serince de pek itici geldi, bir güzel büzdüm, en sonunda da mumsuz yapamazsın sen dedim kendi kendime, ortasına da bu şirin kristal mumluğumla mumunu koydum, gerçekten içime sindi
Şık olduğuna inandığım bu fikri paylaşmak istedim, çünkü her zaman vazo ve çiçek konsepti olmamalı masalarda, biraz farklı ve şık fikirler gerekli… Umarım beğenirsiniz …
“Biz Kaç Kişiyiz” Oluşumunu Anlamak, Türkiye Cumhuriyeti’ni Kurtarmak!
Belli bir süredir ortalarda dolaşan bir oluşum var, neydi adı, tamam güç bela hatırlıyorsunuz, “ Biz Kaç Kişiyiz” Sivil Toplum Örgütü. “Aman o da nedir, yine gençleri kullanıyorlar, yine Milliyetçilik duygularını sömürecek fırsat kapısı buluyorlar, bunlar düzen düşmanı, ne işinize ne haddinize sizin Türkiye’yi kurtarmak, anarşistsiniz işte!”.
Biliyorum okuyunca kimilerine çok güzel geldi ilk paragraf, gayet tatlı, kulak okşar nitelikte ince ince kafanızdakileri yansıtıyor diye düşündünüz. Ama gerçek nedir biliyor musunuz, siz sadece kendinizi aldatıyor, kendinizi kullandırıyor, ruhunuzu büyük bir istismara açıyorsunuz. At gözlükleriniz de pek şık, son moda galiba pek “AK – PAK” …
Ülke at gözlüklerinin tarihe karıştığı beyinlerin gözünden bakıldığında büyük bir buhran içinde bulunmaktadır ve işin en acı ve ciddi yanı ise bu buhrana sebebiyet verenlerin devlet kadrosunu bizzat oluşturanlar olmasıdır. Göz göre göre tabak içinde servise hazır bir Türkiye yaratmaya uğraşanlar ne yazık ki bu ülkenin emanet edildiği devlet kurumunun ta kendisidir. İnsanın içini acıtan, yüreğini boğan bu durum her geçen gün biraz daha ciddiyetini ve etkisini arttırmakta, Türkiye Cumhuriyeti her geçen gün yeni bir oyuna dahil edilmektedir. Bu olanların sorumlusu kimdir peki diye durup düşündüğümüzde karşımıza çıkan yine aynı kişilerdir ve bu kişiler yazımın birinci paragrafını okuduklarında pek erken davranmış, pek çabuk sevinmişlerdir, tıpkı yaptıklarına pek erken, pek çabuk sevindikleri gibi. Ama yanılmaktalar, çok büyük bir gafletin içine sürüklenmekteler, çünkü karşılarında ülkelerini kanlarının son damlasına kadar savunacak, kalbinde gerçek vatan sevgisini taşıyan, ruhu, beyni aydınlık ışıl ışıl bir topluluk yer almaktadır ve adı “Biz Kaç Kişiyiz Sivil Toplum Örgütü”dür. Gün gibi karşılarında duran bu gerçek, güneş kadar sıcak, gökler kadar uçsuz bucaksız, Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü en güzel gerçeğidir.
Bu oluşumu anlamak, özümsemek, bir parçası olmak vatanına bağlı her Türk’ün ödevidir, görevidir. Birlikten kuvvet doğar, birlikten yenilik doğar, özellikle bu birlikten Türkiye Cumhuriyeti’nin umudu, kurtuluşu doğar.
Ne yapıyor bu birlik? Bu birlik çok şey yapıyor; yalanın riyanın karşısında dikiliyor, kimsenin itiraz etmediği haksızlıklara baş kaldırıyor, göz göre göre Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar verilmesine engel olacak yepyeni bir oluşumu destekliyor. Ülkesinin ekonomisine, hukukuna, eğitimi öğretim sistemine, en önemlisi “Laik” kimliğine elini sürmeye cüret edenlerin ellerini şiddetle geri itiyor ve var gücüyle insanını, vatandaşını uyandırmaya uyarmaya çabalıyor. Demokratik kavramının çatısı altına sıkıştırılan, tıkıştırılan tüm çağ gerisi kalmış sistem girişimlerine olağan gücüyle “Hayır” diyor. Ülke içerisinde yeni sınırlar, yeni ayrılıklar yaratmaya uğraşanların inadına ellerin kenetlendiği sonsuza ulaşacak bir insan zinciri kuruyor, Mustafa Kemal Atatürk gibi bir Önderi bir Mucizeyi Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusunu, Aydınlık Işığını ortadan kaldırmaya uğraşanları ise yine o aydınlık ile gün ışığına çıkarıp, Atasını son nefesine kadar savunmaya yemin ediyor. Dinimizi ahlakımızı hiç tanınmamış bir hale getirerek bize karşı silah olarak kullananların adaletsizliğine inat, dinimizi ahlakımızı, geleneğimizi göreneğimizi aslı astarıyla yüzlere binlere milyonlara anlatıyor. Bu ülkenin umuduna , gençlere sesleniyor, onları pembelere kırmızılara boyanmış yalanlarla değil, gerçeklerleve vatan sevgisiyle, Mustafa Kemal Atatürk zihniyetiyle, Milliyetçilikle, Onurla, Haysiyetle donatıyor, kulaklarından içeri girmeye uğraşan palavralardan , oyunlardan onları arındırıyor.
Pek çoğumuz suçluyu dağda diye belleğimize kazımış durumdayken asıl suçlular içeride ülkenin atar damarlarında sinsice haince ilerlemekte, meclisin devletin her kurumunun içerisine sinsice sızmaktadır. Büyük güç diye tabir edilen ülkelerle oturulan pazarlıkları kaçımız biliyoruz? Karşılıklı oturulan bu pazarlıkların konusu haline getirilen Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak susmaya devam mı edeceğiz? Asla! İşte bu ASLA’nın arkasında duruyor “Biz Kaç Kişiyiz Sivil Toplum Örgütü” …
Peki siz neredesiniz? Ayaklarınızın altına bir başka bakın bu defa … O bastığınız metrekarenin derinine inin bir defacık bile olsa, düşünün, okuyun, öğrenin, ne çok can verilmiş uğruna! Ne büyük , ne akıl almaz fedakarlıklar yapılmış uğruna!
Ne değişti bugün? Neden bu umursamazlık, neden bu KÖR-SAĞIR-DİLSİZ bakış açısı? Yoksa sizi de mi içi boş bir kutuya çevirdiler, yoksa siz de mi kaybettiniz yolunuzu, unuttunuz mu varlığınızı neye borçlu olduğunuzu? Yoksa artık siz de sadece Türkiyeli misiniz? Tükenip gitti mi bilinciniz?
Yoksa siz de mi kendinize ihanet ettiniz? Cevap “HAYIR” ise , HEDEFİNİZ “BİZ KAÇ KİŞİYİZ” !
Saygılarımla
Sihem TACHOULİ USTA
Aynı Kıyafetleri Giymek ; Nesi Garip Bunun ?
Son zamanlarda hem yerli hem yabancı moda dergilerinde gördüğüm bir konu var, ünlüler neden aynı kıyafetleri giyiyorlar diye eleştiri yağmuruna tutuluyorlar… Bunun nesi bu kadar yanlış geliyor ben anlamadım, paraları var diye göz önündeler diye gariplerim bir giydiklerini bir daha giyemezler diye bir kural mı var? Nedir bu baskı? Böyle bir tüketim toplumu anlayışı, delice bir yarış… Tamam biz bayanlar her zaman farklılık arayan bir çift göz ile yaratılmışız ama bazen düşünüyorum da sınırları aşıyoruz sanırım… Aşağıdaki ünlüleri cimrilikle, pasif bir moda anlayışıyla, hatta psikolojik sorunlu olduklarına dair bile suçlayan mükemmel bir dünya magazini varolup gitmekte, ve bu insanları da peşinden sürüklemekte… Allah aşkına siz de bir bakın aşağıdaki leopar ceketli bayan Kate Moss ve bence ona gayet yakışmış bir ürünü tadına vara vara kullanıyor, ne yani yüzlerce dolar verdiği bu ürünü bir defa giyip sonra atmak mı zorunda


Yeni Yıl … Hoşgeldin 2008 …
Bu yıl dostlar eşimle birlikte ilk yılbaşımız olduğu için hayatımın en güzel yılbaşıydı, geçen sene bilyorsunuz ki Hakan askerdeydi ve benim için çok zor bir yılbaşıydı.. Bu yıl acısını çıkarmak istedik, bir yerlere gitmenin yorgunluğu bölmesin istedik, evimizin çok yakınında güzel yeni bir mekanda yemeğimizi yedik ve yeni yıla evimizde girdik…
Aynı zamanda biricik meleğim İrem’in doğumgünü olduğu için ayrıca güzel bir gün yılbaşı günü, şu güzelliğe bakın, yeni bir yaşa ve yeni bir yıla girmenin yüzüne verdiği masum güzellik….
Dilerim ki kimse sevdiklerinden ayrılmasın, en güzel günleri hep beraber geçirin, çünkü hayat ancak böyle güzel, hepinize bol güzellikli, sevgi dolu bir yıl diliyorum…







