Sağlıklı, Parlak, Yumuşacık Dudaklar İçin …

parlak-dudaklar.jpg

Kış mevsiminin en çok zarar verdiği yerlerden birisi değil midir dudaklarımız? Eminim şu satırı okuyunca dudaklarınızı şöyle bir yokladınız ve hafif sertleşmiş buldunuz, belki bir iki tane de çatlak … Ama bu kurtulması mümkün olmayan bir dert değil elbette, bu tarifi hiçbir dergiden veya netten almadım, bizzat kendim denedim ve onayladım…

Dudaklarınızın durumuna bağlı olarak kaç defa tekrarlayacağınıza siz karar verebilirsiniz … Evinizde herhangi bir cilt kremi varsa (Nivea tercih edilir ama olsun) ondan bir parça parmağınıza alıp dudaklarınıza parmak ucunuzu dokundurup dokundurup noktalar halinde yayıyorsunuz, böylece dokunmayla uyarılan dudaklarınıza aynı zamanda bolca temiz kan pompalanıyor, bu parmak ucu dokundurma işlemini 2-3 dakika sık şekilde yaptıktan sonra, dudaklarınızı gerip üzerindeki kremi yine parmak ucunuzla yedirin, iyice çatlak ölü deri ne varsa yumuşasın, sonra baktınız ki iyice emdi dudaklarınız, ikinci defa krem alıp parmak ucunuza yine nokta vuruşlarıyla sürüyorsunuz, böylece birinci seferde çatlak aralarına inen krem ile doyan dudak dokusunun üst kısmına bakım yapmaya başlıyoruz … Bu seferde 1-2 dakika bu nokta vuruşlarını yaptıktan sonra biraz önce yaptığımızın tersine dudaklarımızı büzüyoruz ve bastıra bastıra kremi yediriyoruz, böylece çok gerilmiş ölmek üzere olan ama henüz ölmemiş deri de rahatlıyor … Dudaklar böylece sıkı bir şekilde kremi yemiş nemlenmiş oluyor, şimdi bu işlemden önceki halinizi ve sonrasını dürüstçe bir analiz ediniz, hiç mi fark yok? Bence olmalı, çünkü benimkiler çok kötü halde olmamasına rağmen epey bir fark olduğunu düşünüyorum, kremlenmiş dudaklarımıza hangi renk tercih ediyorsak o ruju yumuşak bir şekilde, bastırmadan sürüyoruz, üzerine tercihinize bağlı olarak extra parlatıcı da sürdükten sonra aynaya baktığınızda gördüğünüz o dudaklar size ait sevgili hanımlar ;)

Günlük Kullanım İçin Hoş ve Şık Topuz Modelleri

Her zaman saçımızı fönleyip dolaşıcaz diye bir kanun olmadığına göre, ve kışın genelde tembellikten yağmurdan dolayı saçalarımızı toplu tuttuğumuz için ben de günlük kullanılabilecek hoş topuzlar buldum, gerçekte de öyle kuaför gerektirmeyecek basit topuzlar, deneyip mutlaka kendinize uygun günlük topuz modelleri elde edebileceğiniz seçenekler. Kendi kendinize birazcık vakit birkaç fırça hamlesi ile gayet şık bir saça kavuşabilirsiniz ;)

gunluk-hos-topuz-modelleri-001.JPG

gunluk-hos-topuz-modelleri-002.jpg

gunluk-hos-topuz-modelleri-003.JPG

gunluk-hos-topuz-modelleri-004.jpg

Swarovski Taşlı Cep Telefonları

swarovskili-cep-telefonlari.jpg

Son trendlerden biri haline gelen Swarovski Kristalleri ile kaplı cep telefonları kadınların gözdelerinden… İşin güzel kısmı elinizde mevcut olan telefonunuzu da istediğiniz şekilde kaplatabiliyor olmanız… Bu konuyla ilgili bilgi almak isteyenler bu yazıya yorum bırakabilirler…

bwtel-mot-209_on_b.jpg

bwtel-mot-215_on_b.jpg

bwtel-mot-246_on_b.jpg

Atatürk ve Cumhuriyet Yılları - REFORMLAR VE ATILIMLAR - GÜZEL SANATLAR

6b.gif

Ankara Sergi Evi’nde 1935 yılında açılan bir resim sergisi

Atatürk’e göre; “Sanat güzelliğin ifadesidir. Bu ifade sözle olursa şiir, nağme ile olursa musiki, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur.”

Millet hayatında sanatın değerini takdir eden Atatürk; “Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz.” “Bir millet sanata ehemmiyet vermedikçe büyük bir felakete mahkumdur” diyerek sanatın önemini, millet hayatındaki rolünü açıklamıştır.

Atatürk, millet hayatında sanatın yerini ve değerini belirtmekle beraber, onun korunmasını ve gelişmesini de sağlamıştır. Atatürk, her şeyden önce, sanatçılara sanatçı ruhuyla elini uzatmıştır: “Sanatkar, toplumda uzun uğraş ve çabalardan sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır.”

Güzel sanatlar alanında Cumhuriyet döneminin ilk 15 yılında devrim sayılabilecek çalışmalar yapılmıştır. “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür” diyen Atatürk, güzel sanatlar alanındaki çalışmaları bizzat yönlendirmiş, başarılı sanatçıları ödüllendirmiştir.

Çok sesli Batı müziğinin ülkemizde yaygınlaştırılması temel ilke olarak benimsenirken, geleneksel Türk Müziği türlerinin derleme, araştırma ve geliştirilmesine önem verildi. 1924 yılı Eylülünde Ankara’da Musiki Muallim Mektebi (Müzik Öğretmen Okulu) açıldı. 1936 yılında Ankara Devlet Konservatuarı’nın açılmasıyla bu okul Gazi Eğitim Enstitüsü müzik bölümüne dönüştürüldü. Ankara Devlet Konservatuarı, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu müzik, tiyatro, opera, bale sanatçılarını yetiştirmeye başladı. “Türk Beşleri” olarak tanınan sanatçılar ilk sonat, senfoni, konçerto ve operalarını yazdılar. 1934 yılında ilk Türk operası olan Ahmet Adnan Saygun’un Öz Soy ve Taşbebek operaları, Ankara Halkevi’nde temsil edildi. Darülelhan’ın (İstanbul Belediye Konservatuarı) öğretim programı yeniden düzenlendi. Türk müziği derslerinin yanında Batı müziği derslerine de yer verildi.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın temeli olan İstanbul’daki Muzıka-i Hümayun Mart 1924′te Ankara’ya getirildi. Riyaset-i Cumhur Musiki Heyeti adını aldı. 1933′te bando bölümü orkestradan ayrıldı. Orkestranın şefliğini 1935 yılına kadar Zeki Üngör ve Ahmet Adnan Saygun yaptı. 1935′te Alman Ernst Praetorius şefliğe getirildi. Bu şefin yönetiminde orkestra büyük gelişme gösterdi.

Cumhuriyet ilan edildiğinde İstanbul’da Dar üln Bedayi ve bazı özel tiyatrolar faaliyet halindeydi. Dar ül Bedayi, 1931′de İstanbul Belediyesi’ne bağlandı. 1934′te ise adı “İstanbul Şehir Tiyatroları” oldu. Tiyatro ve operetleriyle büyük ilgi çekiyordu. Tiyatro sanatının yurda yayılmasında Halkevlerinin büyük hizmetleri görüldü. Ankara Halkevi sahnesinde Akın (1932), Çoban (1932), Mavi Yıldırım (1932) oyunlarının ilk temsillerinde Atatürk de hazır bulundu. Ankara Devlet Konservatuarı Tatbikat Sahnesi’nde gerçek anlamda ilk oyunların temsilinden sonra Ankara’da Devlet Tiyatrolarının kuruluşuna giden yol açıldı.

Atatürk dönemi Türkiye’sinde plastik sanatlarda da büyük gelişme gözlendi. 1924′ten itibaren Sanayi-i Nefise Mektebi Ali’si mezunları Avrupa’ya gönderildi. Cevat Dereli, Mahmut Cuda, Refik Epikman, Muhittin Sebati, Şeref Akdik ve Ali Karsan ilk gönderilen sanatçılardandı. Sanayi-i Nefise Mektebi Alisi 1928′de Güzel Sanatlar Akademisi adını aldı. 1932-1933 öğretim yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü açıldı. Atatürk, anıt ve heykel yapımına önem vererek, Cumhuriyetin heykeltıraş kuşağının yetiştirilmesini destekledi.

1924 yılından itibaren resim ve heykel sergileri açılmaya başladı. Halkevleri Resim ve Heykel Sergileri (1936-1938), Ankara Halkevleri Birleşik Resim Heykel Sergileri (1937-1938) önemli sergilerdir. Atatürk tarafından 20 Eylül 1937′de açılan Resim ve Heykel Müzesi bu alandaki çalışmalara verilen önemin son halkasıdır.

Sinema da Cumhuriyet döneminde büyük gelişme göstermiştir. Muhsin Ertuğrul tiyatroda olduğu gibi sinema sanatının gelişmesinde de görev almıştır. Sinema salonlarının sayısı artmış, uzun metrajlı ve konulu filmler çekilmiştir.

Kaynak: http://www.ataturk.net/cumh/gsanat.html#

The Secret - Sır

the-secret.jpg

Türkçe adıyla “Sır” insanlığa bambaşka bir anlam yüklüyor kendisince… Bu kitabı okudum, bana göre R2 lerle, pozitif enerjilerle, üçüncü gözlerle baya yakın bir konu, benim çıkardığım sonuç; insan istediği zaman herşeyi başarabilir, bunun için ne büyülere (ki günümüzde bu tip konular zaten karşılıksız) ne oyunlara, ne kötü ama çok para getiren işlere ihtiyaç olmamasıdır. İnsan hedefini belirler, o hedefe ulaşmak için yollarını yöntemlerini belirler, kendi kapasitesi ile analiz eder durumu, çok çalışır, sonuç ona bu şekilde elbette gelecektir, ama kitabı yanlış yorumlayan biz Türk insanı gibi birşeyi aklından geçir, ama gerçekten kitapta yazdığı gibi milyon dolarlık bir ev mesela, sonra 24 saat onu düşün, ama onu elde etme yoluyla ilgisi alakası olmayan bir gidişatta yaşa, ama bekle o senin olacaktır, artık sır var ya , şeklinde yorumlamak sadece yanılgı olur,  söyle kardeşim evrendeki hangi güç kuvvet sana gökten milyon dolarlık bir ev gönderecek durup dururken? Piyango şans oyunları vs gibi ihtimal dahilinde olan ama milyonlarda bir kişiye denk gelecek olasılıkları saymıyorum onu da belirteyim… Bu kitap insana ilham  veriyor, kendi hayatını düzenleme adına, ne var ne yok güzelce analiz edip isteklerimizi belirleme yolunda ilerlememize yani kısaca bilinç altımızda hangi isteklerin olduğunu öğrenmemize yardımcı oluyor… O açıdan bu kitabı da “Kitap” kategorime eklemek üzere sizlere tanıtmak istedim, keyifli okumalar…

ATATÜRK GÜNLÜĞÜ.COM - ATATURK TODAY.COM

http://www.ataturktoday.com

 takvim.jpg

“ATATÜRK GÜNLÜĞÜ” Tarih geleceğimize ışık tutmalıdır
Turkey & the world where Ataturk’s vision is a reality An educational archive of facts on the life & achievements of Mustafa Kemal Ataturkand the early period of the Turkish RepublicLearn more about “ATATURK TODAY” & This Day in HistoryClick on a day from the calendar ..

Arkadaşlar bu gerçekten de çok emek verilmiş mükemmel bir çalışma, ben de şuan bunu ne kadar geç farkettiğimi anladım ve üzüldüm, ama paylaşmanın sonu yok, siz de elinizden geldiği kadar çevrenizdekilerle paylaşırsanız bu emeğe birer katkıda bulunuruz, en azından yararlanır ve hazırlayanı hedefine ulaştırırız…

Mesela ben bugüne yani 23 Kasım’a tıkladım sizler için br örnek olması amacıyla:

23 KASIM - NOVEMBER 23Tarihte Bugün - Today in History

ataturksivaskasim1930_small.jpg

Atatürk, Sivas’ta bir gencin dilekçesini incelerken (Kasım 1930)

1937 - Atatürk’ün, öğleden sonra otomobille Gazi Orman Çiftliği’ne kadar bir gezinti yapması, dönüşte Keçiören’de Cevat Abbas Gürer’in evine uğraması.
1936 - Atatürk’ün, gece Çankaya Köşkü’nde toplanan Bakanlar Kurulu’na başkanlık yapması.
1935 - İstanbul-Haliç Şirketi’nin faaliyetine son verildi; vapur hizmetlerini İstanbul Belediyesi üstlendi.
1933 - Atatürk’ün, gece Anadolu Kulübü’ne gelişi, geç saatlerde Çankaya’ya dönüşü.
1930 - Atatürk’ün, Samsun’da ziyaret ve incelemeleri.
1928 - İnhisarlar İdaresi (Tekel) rakı imalatına başladı.
1925 - Şurayı Devlet (Danıştay) kanunu kabul edildi.
1922 - Enez’in kurtuluşu.
1920 - Batı Cephesi Komutanlığının emri ile Simav ve Havalisi Bölge Komutanlığı’nın kurulması ve Eskişehir’de Kuvay-ı Seyyare komutanlığına bu komutanlığa bağlı olduklarının bildirilmesi.
Demirci Mehmet Efe, Konya’ya atandı.
Atatürk’ün, Ermenilerle yapılacak barış görüşmelerine Ankara hükümetinin delegeleri olarak katılacak olan Hamit ve Necati Beylere talimatı: “…Ermenilere vekâlet ve onları himaye amacıyla işe karışmak isteyenlere karşı aracılık kabul etmediğimizi ifade edebilirsiniz. Hukukumuzdan zerre kadar fedakârlığa razı olunamayacağı muhakkaktır. Kâzım Karabekir Paşa Hazretleri’ne Dışişleri’nden bu konuda gerekli talimat verilmiştir.” [Kocatürk]
1919 - Atatürk’ün, Heyet-i Temsiliye üyeleri ile bir kısım komutanların müşterek toplantısının yedinci birleşiminde söyledikleri: “…Mütareke tarihindeki topraklarımız anavatandan ayrılamaz. Düşmanlarımız bu şartlar altında barış yapmamakta direnirlerse, biz de onların isteklerini hiçbir zaman hükümete (Meclis’e) tasdik ettirmeyiz. O halde, ilke olarak Millî Meclisin ve onunla beraber yürüyecek olan hükümetin, daha başlangıçta böyle bir teklifi reddetmesi gerekir.” [Kocatürk]
1918 - Fransız generali Franchet d’Esperey, işgal orduları komutanı olarak İstanbul’a girdi. Beyaz ata binen Franchet d’Esperey’e, bir kral gibi tören yapılması tepki çekti.
1916 - Atatürk’ün, sabah Kelhük köyünde, 23. Alay’ın I. Tabur’unu denetlemesi, harp oyunu yaptırması, bilâhare tekrar Koh köyüne dönüşü.

İşte bu şekilde hangi güne tıklarsanız bir güzel resim ve o tarihte birden çok yılda neler yaptığına dair açıklamalar, aakta alkışlanacak bir çalışma…

Siteyi oluşturanların bir de notu var bizlere:

Atatürk Günlüğü - Ataturk Today Sitenin ana hedefleri:

*Atatürk’ün tarihi başarıları ve Türk Kurtuluş Savaşı’nın önemi hakkında Türkiye ve uluslararası ortamda daha fazla farkındalık yaratmak.
*Atatürkcü Düşünce Sisteminin Türk toplumu ve uluslararası ortamda daha iyi anlaşılmasını sağlamak. Bunun aynı zamanda kendi ulusal güvenlikleri yolunda çözümler arayan ve uğraş veren uluslar için aydınlık bir yol olarak algılanmasını sağlamak. *1915 Çanakkale Savaşları’nın önemi hakkında uluslararası ortamda daha fazla farkındalık yaratmak.
*Güvenli bir gelecek sağlamak amacıyla, bugüne daha çok sahip çıkmaları için yeni nesli Türkiye’nin geçmişi ve tarihi hakkında bilgilendirecek bir kaynak olmak.
*Çocukları ve gençleri internette araştırma yapmaya ve interneti tarihle ilgili çalışmaları için kullanmaya teşvik etmek.

Saygılarımla

Sihem Tachouli USTA

Yüksek Öğretimde Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Dersi Öğretiminde Karşılaşılan Problemler ve Yeni Yaklaşımlar – Hacettepe Üniversitesi Örneği

 atam_ust_04.jpg

Dr. Yasemin Doğaner

ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ,

Sayı 62, Cilt: XXI, Temmuz 2005ÖZET

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dersi bugün tüm yüksek öğretim kurumlarında okutulmakta olan ve hem öğrenciler hem öğretim elemanları tarafından derse ilişkin içerik, yöntem ve teknikler konusunda bazı beklentilerin bulunduğu bir ders niteliğindedir. Yakın tarihin özelliklerinin ve hassasiyetlerinin kavranmaya çalışıldığı bu dersin verimliliğini artırabilmek, dersin amaçlarının yerine getirilebilmesi bakımından da önem taşımaktadır. Bu amaçla Hacettepe Üniversitesi örneğinde yapılan bir anket çalışması ile dersin gereksinimleri tespit edilerek bunların giderilmesi ve yetişmekte olan genç neslin tarih bilincine sahip olarak geleceğe hazırlanmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Yapılan çalışmanın sonuçları tarih öğretimi ile ilgili yeni yaklaşımların sergilenebilmesine ışık tutacaktır.

Bu konuyla ilgileniyorsanız lütfen şağıdaki linki ziyaret ediniz:

http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=1064

Yazıyı orada okuyabilirsiniz..

Ayrıca Derginin içerisinde bulunan diğer konular:

Belgeler Işığında Bağımsız Hatay Devleti’nin Kuruluşu ve Türkiye Adil DağıstanÇanakkale’de Şehit Olan Bodrumlular Nuri Köstüklü

Türkiye’de Kalan Ermeni Nüfus Muammer Demirel

Bir Sivas Kongresi Bibliyografyası Denemesi Fatih M. Dervişoğlu

Divân-ı Harb-i Örfî Mahkemelerinde Ermeni Tehciri Yargılamalarına İstatistiksel Bir Bakış (1919-1921) Feridun Ata

Lozan’da Ermeni Meselesi Tartışmaları Durdu Mehmet Burak

Mondros Mütarekesi’nden Sonra Yaşanan Önemli Bir Problem: Türk ve Ermeni Yetimleri Sorunu Bülent Bakar

Yüksek Öğretimde Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Dersi Öğretiminde Karşılaşılan Problemler ve Yeni Yaklaşımlar – Hacettepe Üniversitesi Örneği– Yasemin Doğaner

Yeni Gün’de Cumhuriyet Nurettin Gülmez

Millî Mücadele’de Ispartalı Rumlar Hasan Babacan

İtilâf Devletleri’nin İstanbul’u Resmen İşgali ve Faaliyetleri Ş. Can Erdem

Fransız İşgal Dönemi Mersin Belediye Başkanı Ahmet Hallaç’ın Anıları Kemal Çelik

Atatürk Dönemi Arkeoloji Çalışmalarından Biri: Sultanahmet Kazısı Yasemin Tümer Erdem

Arap Dünyasının Hatay Devleti’nin Kurulmasına Karşı Tavrı ve Türk-Arap Muhâdeneti (Dostluk) Cemiyeti Kemal Yakut

ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ BAŞKANLIĞI

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi - Sayı:62

Bambaşka Bir Göz ve Bakışla Yeditepe’den Masum Sonbahar…

Kimi zaman bazı mekanları o kadar sık görürüz ki, okulumuz, evimiz, evimizin bulunduğu bölge gibi ve gözlerimiz artık oradaki güzellikleri es geçmeye başlar, ama bazen insan başka bir açıdan baktığında yeniden canlandırabiliyor o mekanları, bu da benim farklı bakış açımdan “Yeditepe’de Masum Bir Sonbahar” ….

1.jpg

12.jpg

111.jpg

13.jpg

19112007613-yeni-2.jpg

Mustafa Kemal Atatürk - Bir Milletin Atası!

Ne söylesek boş, ne söylesek anlamsız, ne söylesek yetersiz, hangi kelimelerle anlatalım ki, hangi cümlelere sığdıralım ki, hangi ölüm hangi son? O ölmedi, ölemez, son Türk’ün kanı akıtılana dek ölmeyecek! Bize düşen, bu karmakarışık hale getirilmek istenen taze beyinleri korumak, bize düşen, bizleri ülkemizi gericiliğe doğru itekleyenlerin boyunlarını bir bir koparmak, bize düşen, namusuyla onuruyla, canıyla kanıyla, kadınıyla erkeğiyle, bu ülkenin kurulması için kan döken atalarımızın, Yüce Ata’mız Mustafa Kemal Atatürk’ün varlığını nefesimiz yettiği kadar haykırmak, haddini bilmeyen, yurduna düşman, insanlıktan uzak yaratıkların ellerini ülkemizden bir bir çekmektir! Sen rahat yat yerinde Atam, biz varız!!!!!

ata-anitkabir.jpg

 Bir milletin başı sağolsun, ama ne olursa olsun başı dimdik dursun!

anitkabir-ata.jpg

Saygılarımla

Sihem Tachouli Usta

Ozan Arif - Ya Bu Kanı Durdurun Ya Millet Durduracak

BU KANI DURDURUN

Her taraf kan kan kan.. her taraf şehit yası
Ya bir ana ya bir dul ya yetim ağlaması
İşte bu Türkiye’nin bugünkü manzarası

Yetmez mi akan kanlar,yetmez mi sönen ocak?
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Devletin kaderini elinde tutan beyler
Şehitlerin ardından bol nutuk atan beyler
Artık lafı bırakın,yanıyor vatan beyler!

Bu yangını, vahşeti kim sona erdirecek?
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak

Boş lafa doyduk beyler! Soyunuz söndü mü hiç? !
Hiç evlat verdiniz mi? Bağrınız yandı mı hiç? !
Askerdeki oğlunuz tabutta döndü mü hiç? !

Hiç acı çektiniz mi yürekler yardıracak?
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Buna terör demeyin, diyene şaşıyoruz
Terör derken taa baştan hataya düşüyoruz
Ne terörü efendim, bir savaş yaşıyoruz

Savaş! Evet savaş bu PKK bir oyuncak.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Bu savaşı görmeyen gözleri suçluyoruz
Eşkiya, terör gibi sözleri suçluyoruz
Devleti değil amma sizleri suçluyoruz

Sizsiniz toparlayıp, derleyip, derdirecek.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Asker, polis, özel tim görevini biliyor.
Görevini bilmeyen geriye kim kalıyor?
Siyasiler aksaklık bütün sizden geliyor

Millet sizi takipte, takibi sürdürecek.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Özel timden bahsettik gitmeyelim uzağa
Mesela özel timi kimler aldı kızağa
Kim düşürdü devleti böyle adi tuzağa

Şimdi çıkıp kim bunu hayıra yorduracak
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Saysam şimdi bitmez ki yaptığınız gafları
Pkk’ ya çok özel çıkartılan afları
Kiminizin ağzında federasyon lafları

Bu laflar başınıza çok çorap ördürecek
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

İşte böyle hepiniz ayrı telden çalarsa
Polisin tuttuğunu mahkemeler salarsa
Mahkum ceza evini tünel açıp delerse

Bu yarayı başka kim saracak, sardıracak?
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Demokratik çözümmüş, CMUK’muş,falan, filan
Demokratik yollarla savas mı olur ulan?
Artik lafi birakin plan yapilmis plan

El alem yurdumuza baska yurt kurduracak.
Ya bu kani durdurun, ya millet durduracak.

İki yol var efendim, iki yol tartilmalı:
Ya verip kurtulmalı, ya vurup kurtulmalı.
Hiç vatan verilir mi? bu vatan Türk’ün malı!

O zaman tek yol kaldı:hasmi olan vuracak.
Ya bu kani durdurun, ya millet durduracak.

Ne zaman ki kararlı, kesin bir yol izlenir
Tespit sağlam yapılır, yapılan da gizlenir
Çok sürmez bu çakallar bir ayda temizlenir

Ah ulan ah sizdeki fırsat bizde olacak…
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Ne yapıyor bu itler? sınırı geçiyorlar,
Askerin yeri belli vuruyor, kaçıyorlar,
Girdikleri bir in var, göğe mi uçuyorlar?

Bulunmalı bunlara açılan kahpe kucak.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Kapatın o bölgeyi Allah kulu girmesin.
Ne yerli ne yabanci basın yayın görmesin.
Dizi gibi her akşam televizyon vermesin.

Gayet sessiz, sedasız, kazınsın köse bucak.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Aynı dilden konuşun PKK kalleşine,
Dağlarin zirvesinde tankın, topun işi ne?
Özel tim ve komondo takılsın bak peşine,

Ondan sonra görelim kim kimi kırdıracak.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Ama batı bozarmış ağzınızın tadını,
Bozmuş zaten bırakın şu batının adını,
Yahu vatan gidiyor batının avradını!

Batı elbet ipe un serecek, serdirecek.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Amerika, Avrupa körüklüyor bak işte,
İran, Irak, Suriye hepsi aynı bok işte,
Müslüman Türk’ün dostu yok gardaşım yok işte!

Düşmanın vazifesi kıracak, kırdıracak,
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Haydi bunlar dışardan, bir de bunun içi var.
Sayın bakın mecliste PKK’nin kaçı var.
Biri kancık, bildigim en az yirmi ***i var.

Çıldıracak gibiyim vallahi çıldıracak!
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Hele bir vekil var ki; devlet maaş veriyor,
Gardaşı da dağlarda Türk askeri vuruyor.
Vekilimiz olan da zevkten bıyık buruyor.

Bu kafada gidersek daha çok vurduracak.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Meclis Türk’ün girmisler, Türk’ü de kovuyorlar,
Ne biz Türk’üz diyorlar, ne Türk’ü seviyorlar,
Milletin meclisinden, millete sövüyorlar,

Bu meclis bu itleri, ne kadar ürdürecek?
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak

Dikkat edin milletin ayranı kabarmasın,
Temennimiz netice su noktaya varmasın,
Kehanete lüzum yok eğer bu kan durmasın

Bu defteri bu millet kendisi dürdürecek
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Türk Milleti bu işe el korsa arkadaşlar,
Ne Tendürek Dagi’ndan ne de Cudi’den başlar,
Millet önce meclisi, önce sizleri haşlar.

Tutumunuz bu işi kötüye vardıracak.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Kürdü, Lazi, Çerkezi, bir ağacın dallari,
Bu ağacin adı Türk, daha çoktur kolları.
Ağaca balta vuran Ermeni’nin dölleri.

Kürt, ARiF’in gardaşı, bu gardaşlık duracak.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Ozan ARİF

Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin
Follow my blog with bloglovin