Takılar - Takılar ve Yine Takılar :)
Bunlar da koleksiyonumun yeni parçaları
Bu işte bir son yok … Artık koyacak yer de yok, ama devam hanımlar devammm




Bunlar da koleksiyonumun yeni parçaları
Bu işte bir son yok … Artık koyacak yer de yok, ama devam hanımlar devammm




Canım annecim almış bu modern güzel kandilleri bana, bilir merakımı, ama bunlar gerçekten de çok hoşuma gitti, kandil klasik birşeydir, böyle modern bir tasarımla çok hoş bir ürün ortaya çıkmış, şöminemin önüne koydum hemen

Hakancımla sahile yürüyüşe çıkmıştık, dönerken kestirme bir ara sokağımız var sitemizde oradan girdik, ışık yanmıyordu dedim ki dikkatli olalım minik kurbacıklar olabiliyor basmayalım, cümlemi bitirdim ve bu yaramaz çıktı karşımıza
Sevgili tatlı bitanecik kocacık Hakan resimledi, şu renklere bakar mısınız, en büyük mucize doğa değil de nedir?

http://www.packagetech.com/PDF/corrugated-box-set.pdf
Bu pdf i indirin ve açın, istediğiniz renk seçenekleriyle kutunuzun temel orada sizi bekliyor, ben kırmızıyı tecih ettim, kalın olsun diye de fotoğraf kağıdına bastım
Sonra güzelce kestim, katlama yerlerinden katladım, ve yapıştırılıcak kulakçıkları yapıştırdım, üzerine şirinlik katması amacıyla kalp stickerlar yapıştırdım, canım kocacım Hakan’a minik bir sürpriz yapmak istedim,içine aşkı anlatan minicik bir kitapçık alıp koydum
Arada iyi gider emin olun










MediaMarkt’ın açıldığı gün tabiki izdihamdan dolayı giremedik içeriye ama bu şirin inekle bir resmim oldu
Bildiğiniz gibi bu etkinlik çerçevesinde İstanbulda belli yerlerde inekçiklerle karşılaşır olduk Ağustos ayının başından beri ve çok tatlılar… Ben de merak ettim bir katalog geçti elime, bizde bu etkinliğe Sütaş sponsor olmuş, inkeçikle resmim ve kataloktan taradığım kısımları sizlerle paylaşmak istedim…





Sabah güneşi gibi taptaze bir aşk bunun adı… En güzel günaydın öpücüğünden daha anlamlı. Rüyalara bile girmeyen bu tatlı renk gibi hayalsi kimi zaman, kimi zaman tek gerçek sanki. Uzattığım an dokunurcasına yüreğine, baktığım an süzülürcesine gözlerinin içine, kim bilir belki masal, belki de en güzel aşk hikâyesi bu. Dakikalarla günler yarışır gibi, mevsimler birer altın yaprak misali yaşam defterimizde, her satırı dünyalara bedel, her virgülü yepyeni bir başka cümleyi bir öncekine bağlayan zümrüt, her noktası bir dahaki yeni cümlenin bir öncekiyle tokalaşıp ayrıldığı bir yakut. Bu ne benden ibaret ne senden, bütün dünya avuçlarımızda ama aynı zamanda bambaşka bir dünyanın kollarında bir masum bebek misali uyur gibiyiz.Kelimelerin kalemimin ucunda can çekiştiği bir maraton gibi bu aşkı anlatma gayesi, çünkü kelimelerin yetmediği yerde gizli kalp çarpıntıları ve gözlerden kalbe yazılan silinmez kareler ittifakta. Kelimeler yenik düşmüş, kelimeler yetememiş, ama üzülmezler bilirim, çünkü en yakın arkadaşım olurlar aşkımı satırlara dökerken…
Sevgilim, nihayeti misin bekleyişlerimin, hediyesi misin her ne olursa olsun şükretmeyi unutmayan kalbimin, sevgilim benim misin, senin olduğum ince çizgideki ince yücelik kadar, bir miyiz nefeslerin tükeneceği ana kadar? Tuttum sıkıca ellerini, bırakmam gözlerim kapanana kadar… Kıyametimsin, tıpkı başlangıcım olduğun gibi, gözlerimi açtığım noktada duruyorsun, tıpkı kapayacağım salisedeki gibi, öyle bir yemin ki bu yeminlere diz çöktürmüş asaletiyle, öyle bir yol ki bu, yollar bize yol vermiş el ele yürüyelim diye.
Sevgilim sen gözümdeki ışık mısın, tenimdeki sıcaklık mısın, coşkun bir ırmak gibi beynimden ruhumdan akan düşüncelerin ortağı mısın? Durduğun noktadaki patlamaya hazır volkanın gözbebeği olmuş arzum, ayrımı yok bu sancılı şafak sökerken açılan gözlerin baktığı göklerdeki huzurun, bir severken bin severiz biz günümüzün her anını, çünkü birbirimizle doyarız yaşam denen oyun dışarıda sürüp giderken.
Tuttum sıkıca ellerini, söyle çiçeğimin özündeki saf tomurcuk ben sensiz açabilir miyim baharlarda? Hiç bırakabilir miyim parıldayan nurumu gün elveda derken, hiç duyabilir mi kulaklarım parmaklarımın piyanonun tuşlarındaki hazin sevişmesinin seslerini? Hiç devam edebilir mi etrafımda sürüp giden telâşe ellerimin ucunda seninkiler yokken? Yeşerir mi ellerimle kırıp ektiğim sardunyalarım? Güler mi yüzleri bahçemizdeki bütün çiçeklerin, yeşerir mi sensiz yeşile hasret toprak, söyle bana ufkumun son bulmaz rengi, ben sensiz ben olabilir miyim?
Güz-2007
Sihem Tachouli Usta

Maille gelen bu koltuk setini paylaşmadan edemedim, gerçekten de çok fonksiyonel ve yer anlamında çok hesaplı bir takım, ayrıca farklı olduğu için de tercih edilebilecek hoş bir tasarım…


Sayın Tuncay Özkan’ı dinledim her gece yapmaya gayret gösterdiğim gibi yine dün gece, bir mail aldığını söyledi ve gerçekten artık gözlerinden okunuyordu yorgunluğu ama kalbi ruhu dipdiri hedefleri parlak güveni dimdik ayakta vatanı için konuşuyordu… Maili yazan vatandaş artık ne kadar vatandaşlık bilinci var ise o kadar vatandaş diyelim, hakaret etmiş, aklınca dalga geçmiş, beyninin yettiğince kendi kapasitesi doğrultusunda satırlar sarfetmiş… Be insan, sen nasıl bu kadar körelmişsin, hangi sonsuz uyku ilacını alıpta derin karanlık uykulara dalmışsın, bir de yetmediği gibi uyumayanı aydınlığa koşanı taşa tutmuşsun?? Susmak gerektiğini düşündüm uzunca bir zaman… Çok uzun bir zaman acaba ne doğru ne yanlış kim nerden hangi kaynaktan güç alıyor diye düşündüm, düşüncelerine güvendiklerime sordum, herkes kendince bir şeyler söyledi, anlattı, ama sonuç hep aynı kapıya çıkıyor; “Türkiye’mizi Kurtarmak!” … Artık bir sürü insanın bileceği düzeyde yayılan uçuşan planlar, oyunlar neden hala tepki almıyor? Nasıl oluyor da yaklaşık 100 yıl önce verilen can savaşı, kan savaşı, namus savaşı bir kenara koyulmuş öylece ülkenin kötüye gidişatı seyrediliyor? Buna hangi vatan evladı başını çevirebilir ki? Evinizin kapısı kırılsa bir gece aniden, içeri girilse düzeniniz darmadağın edilse, ailenize sevdiklerinize zarar gelse siz susar mısınız? Oturup öylece seyreder misiniz? Peki bu durumun bu verdiğim örnekten farkı nedir ki herkes delice bir suskunluğa gömülmüş? Yeter artık … Ülkemizin kapısına dayanan düşman, evimizin canımızın şehrimizin, tarlamızın, insanımızın, umutlarımızın üzerine çullanan düşman, daha ne kadar tepkisizce izlenmeye devam edilecek ki? Uyan artık Türkiye, biz kimsenin inancına kimsenin yaşamına çerçeveler koymuyoruz, biz sadece kapımızın menteşelerini sıkmak, kilidini sağlamlaştırmak, düşmanı o kapıdan içeriye sokmamak için çırpınıyoruz….
Artık yeter Türkiyem… Beyinler Uyuşmasın, Uyuşanlar Uyansın!
Söyleyin Uykularından Uyandırabildiklerimiz, Hiçbir Zaman Uykuya Teslim Etmediklerimiz;
BİZ KAÇ KİŞİYİZ ????
http://www.bizkackisiyiz.com/
Saygılarımla
Sihem TACHOULİ USTA
Carrefour’da görür görmez merak edip aldığım bu ürün hoşuma gitti, müzik çok hoş ve yanında bir de küvete atmak için gül kokulu inciler vermişler, daha pek çok çeşit vardı , terapiler, rahatlamalar, ben elimi banyoya attım tabiki :)Size de tavsiye ederim…

Mutlaka birkaç tane edinmelisiniz, bu yıl ve her yıl modası geçmeyecek bir ayrıntı



