Yoksun…
Tarih 10 March 2010
KategoriYazdıklarım - (Denemelerim) | Yorum yap
Yoksun…
Yokluğunla yoksulluğun en acılı halleri durur karşımda… Alay edercesine geçip birer birer sorar her bir anı; “Ne zaman oldu ki zaten “GERÇEKTEN” yanında?” …
Yoksun…
Sensiz hangi başlangıcın tadı tuzu var ki, benim başlangıcım olan gün bir halta benzesin… Gülüyorum bak yine aslında acıyı gizlercesine sahte, elimde bir kadeh kırmızı ve sana kaldırıyorum kadehimi, hiç bir zaman gözlerinin içine bakıp kaldıramamanın kahrıyla biraz daha yukarı…
Yoksun…
Varlığını bile zar zor anımsadığım günler, saatler sanki elele vermiş sıkıyor boğazımı kalleşçe. Kan sıçrıyor beynime her gülüşünü hatırladığım an ve ben yavaş yavaş ama bir o kadar ağır bir karanlığa gömülürken gecenin bu vakitlerinde, kim bilir sen nerdesin, ve kim bilir kiminle?
Yoksun…
Issız, sessiz, renksiz bir kaç terkedilmiş kerpiç ev kıvamındayım şimdi, ta ki yarattığın o fırtınalı, o yerin göğün bir olduğu bahardan beri… Varlığınla aydınlanan o zar zor anımsadığım, adının mutluluk olduğu duyguyu gömeli öyle çok zaman geçmiş ki, bak yine kırık dökük bir başlangıç günü belki benim için ama inan bana öyle bir sondu ki sebeb olduğun, artık her başlangıç öylesine, her biri ritüel kıvamında, her sabah yollara dökülen İstanbul kadar monoton ve yorgun…
Yoksun…
O kadar alıştım ki bu yokluğa, cesaret edemiyorum artık, eğer varolsaydın her şeyin nasıl olabileceğini hayal bile etmeye… Çok fazla geliyor aklımdan bile geçirmesi, çok uzak, çok yabancı, çok ama herşeyden çok daha ağır, o kadar ki cesaret bile edemiyorum hayal bile etmeye…
Yoksun…
Yokluğunla yoksulluğun en yalnız hallerini yaşıyorum… Etrafımdaki nefes verip alanların sayısı yetmiyor bu yalnızlığı yok etmeye… Yetemiyor etrafımda atan kalp sayısı beni biraz daha az yalnız hissettirmeye… Öyle derindeyim ki artık ben, öylesine zifiri bir siyahın içindeyim ki, ne etrafımda beni sevenlerin ışığı yetiyor içimi aydınlatmaya ne de pastadaki mumların dansı önümü görmeye…
Yoksun…
Ve ben bu yoksullukla bir yeni yaşa daha girerken, dilediğim dileklerin sayısını bile unutmuşken bu sefer aynı dileği geçirmiyorum içimden… Çünkü artık ne dilekler, ne melekler tınlamıyor beni biliyorum…
İyi ki doğmuşum ya etrafımdakilere göre, sen gel bir de bana sor; ne zor bu yoksullukta yaşamak, yaşamaya çabalamak, direnmek bu siyaha…
Yoksun…
Bir yarım artık pes ediyor aynı savaşa girip girip yaralanmaktan… Artık ne yürekte ne bedende derman kalmadı biliyor musun? Biliyor musun artık açmıyor beyaz güller bile küskün baharlara…
Yoksun…
Varsın olsun be yolcu, bir zamanlar geçtiğin han gibi dik olsun hep başın, ardında bıraktığın bu han kadar güçlü olsun hep yüreğin, bonkör olsun bu han kadar herkese ellerin, olsun ki devam etsin hayat… Bu sefer dileğim bu olsun, duyan da sağolsun, duymayan da…
Sihem Tachouli
Mart/ 2010

Sessiz Çığlıklar…
Tarih 30 January 2010
KategoriEdebiyat, Yazdıklarım - (Denemelerim) | Yorum yap
Sessiz çığlıkların arasında doğarken ölür umutlar. Bir sabah yazdır belki gönülde bir sabah kış. Saatler bazen dakika gibi hızlıdır bazen yıl gibi ağır. Yollar sapaklara ayrılınca önünde, zorlaşır seçim yapmak. Son haddinde yüklenirken kalple beyne, mutlaka birisi iflas eder derince. Aşmak zor gelir bazen sorunları, elinden tutup dinleyen yoksa bir de, yanlızlık eklenir hepsinin üzerine. Anlatmak istersin, ama kime, kim anlar gerçekten seni, çekip gitmişken bile tüm bunların sebebi olan sevgili, ya da sen terkettiysen bile bile seve seve adeta kendinle çelişircesine… Giden de kalan da çeker acısını ayrılığın, geri dönmek istese de ne çare. Duvarlar yükselmiştir belki de geride bıraktıklarıyla arasında, belki de kendi bambaşka dağlardan tepelerden geçip karışmıştır hayatın farklı farklı sularına. Bazen bir an hatırlarsın kalbinin en derinine sakladığın mücevher misali anları, öylesine canın yanarki söversin bildiğin ne varsa hayata dair. Eline ne geçse, ne duysan, neye baksan kurtulamazsın ağından geçmişin, esir alır her hücreni büyük bir azimle. Savaştıkça kaybeder, çırpındıkça batarsın. Aklın karışır, yolunu şaşırırsın. Hayaller kurarsın, çocukça, aşıkça, delice ama sevda kokan buram buram. Hiç dönmek istemezsin gerçek hayata, sanki hayal ettikçe yaşarsın, hayal ettikçe nefes alırsın yeniden. Sessiz çığlıklar atarsın hayallerin sona ererken. O sessiz çığlıklarla ağlar, o sessiz çığlıklarla yakarırsın Allaha. Ne zamanı geri alabilirsin, ne de kaybettiklerini, elinde ne kalmışsa avunursun kırık dökük. Başka çare yoktur inan, ne yaparsan yap durduğun yere dönersin anlamadan. Sessiz çığlıklar arasında doğarken ölür umutlar. Sen de öğrenirsin zamanla, durursun rüzgarlara fırtınalara karşı kırık kanatlarınla, delik deşik yelkenlerinle. Ne gün doğumları ne gün batımları geçer gider bir ömür hüzünlerle, özlemlerle. Sen de öğrenirsin zamanla, sahte gülümsemelerle susturmayı karşındakileri, samimiyetinin katili bir sahtekarlıkla. Sessiz çığlıklar arasında doğarken ölür umutlar. Sevgilim, istesen de dönemezsin gün gelir, öylesine geç kalırsın ki, bükülür boynun, kırılır dizlerin, sevgilim istesen de dokunamazsın günü gelir, uzanamaz ellerin…
Sihem Tachouli Usta
Ocak 2010

Beyaz Güllerim…
Tarih 29 January 2010
KategoriEdebiyat, Yazdıklarım - (Denemelerim) | Yorum yap
Beyaz güllerle bir sınır çizdim hayatla ölüm arasında, kim bilir belki de o sınırı besliyor şimdilerde gözyaşlarım. Gidiş gelişlerde bütün masumiyetim, hırpalanıp duruyor yüreğim, sen uzaklarda bir yerlerde devam ederken nefes almaya, ben azalttım sayısını güneşli günlerin. Puslu bir havaya bürünmeyi sever benim beyaz güllerim, çiğ tanelerini, gri ve hafif lacivert bulutları sever. Güneşe yabancı, el değmemiş yaprakları, gökkuşağını bilmez, yağmuru sever, biraz da hüznün mevsimi sonbaharı. Dikenleri kimse dokunmasın diye kocamandır, her okşadığımda yüreğimi kanatan iri kimsesiz dikenleri. Goncadır hep, hiç bir zaman açıp dökülmezler. Aidiyeti sevmez, hasretle boy verirler her geçen gün. Öylesine beyazdır ki goncalarım, hiç bir şeyin gücü yetmez kirletmeye. Zaten gören kıyamaz ellemeye, hayran kalır marur ve bir o kadar asil kafa tutuşlarına. Sanki sonu yokmuşçasına uzarlar uzatırlar kafalarını göklere, yaradanın eteklerine değmek istercesine. Beyaz güllerle bir sınır çizdim hayatla ölüm arasında, kim bilir belki de o sınırı besliyor şimdilerde dudaklarımda biriktirdiğim haykırışlarım. Gidiş gelişlerde bütün sadakatim, hırpalanıp duruyor samimiyetim, sen uzaklarda bir yerlerde devam ederken yaşamaya, ben azalttım sayısını gülümseyişlerin. Dolunaylı geceleri sever benim beyaz güllerim, zaman zaman araya giren incecik sisleri, gecenin kendine has seslerini sever. Yakamozlara yabancı, hiç sevilmemiş yaprakları, dalga seslerini bilmez, fırtınaları sever, biraz daha dik durmak için savaşmayı ve yorulmayı. Gövdeleri koparılmamak için sağlamdır, her suladığımda biraz daha sıkı tutunur goncasına, biraz daha ısrarlıdır yaşamakta. Hep goncadır, hiç bir zaman teslim olmaz zamanın ihanetine. Yalanları sevmez, doğrularla büyütür köklerini her geçen gün. Öylesine beyazdır ki goncalarım, hiç bir gelinin şansı yoktur o parlak beyazla aşık atmaya. Zaten gören cesaret edemez yarışmaya, geri çekilir ve saygı duyar verdiği ölüm kalım savaşına. Sanki sonu yokmuşçasına bağlıdırlar bana, kar kış dinlemeden açarlar yüreğimde, yüreğimdeki aşkı sonsuza dek yaşatmak istercesine. Beyaz güllerle bir sınır çizdim hayatla ölüm arasında, kim bilir belki de o sınırı besliyor şimdilerde tenimdeki yanlızlıklarım. Gidiş gelişlerde bütün güzel anlarım, hırpalanıp duruyor sana olan sonsuz aşkım, sen uzaklarda bir yerlerde devam ederken başka renk gülleri sevmeye, ben azalttım sayısını umutların…
Sihem Tachouli Usta
2010 Ocak

Yokluğunda…
Tarih 29 January 2010
KategoriEdebiyat, Yazdıklarım - (Şiirlerim) | Yorum yap
Rıhtımlarım dayanamıyor fırtınalara artık,
Çok zor nefes almak dipsiz kuyularda,
Gözlerim unuttu güneşi artık,
Çok zor kalbi sıcak tutmak bunca soğukta.
Özlemlere dayanamıyor ruhum artık,
Çok zor yürümek yollar sona çıkmadığında,
Ayakta duramıyor bedenim inan artık,
Çok zor yaşamak senin yokluğunda.
Gözyaşları kurudu, akmıyor artık,
Gerçekten zor gülümsemek gerçek olmadığında,
Dayanıcak derman kalmadı artık,
Dayanmaya değer birşeyler kalmadığında…
Sihem Tachouli Usta
2010 Ocak

Kadın / Erkek / Evlilik Üzerine …
Tarih 29 January 2010
KategoriEdebiyat, Yazdıklarım - (Denemelerim) | Yorum yap
Bir kaç sayfa dergi karıştırıp gerçekten başarıyla çekilmiş bazı moda fotoğraflarına bakarken, birden yine duygularım tarafından tahrik edilerek kadın kimliğiyle ilgili düşünmeye başladım… Kadın… Başlı başına öyle derin bir kavram ki. Cinsellik, etkileyicilik, annelik, eve sahip çıkan ve aynı zamanda kendi hayatına sahip çıkan yorgun bir kimlik geldi gözümün önüne. Tüm bunlara bağlı olarak düşüncelerim detaylandığında hem kendi yaşadıklarımdan, hem de etrafımdaki kadınların yaşamlarından sahnelerle birlikte bir anda beynim çatlıcakmış gibi hissettim. Belki de insanlık tarihinin belli bir düzeye geldiği andan itibaren oldukça hararetle süregelen bir tartışma konusudur kadın kimliği. Kültürler, dinler, yaşanan bölgeler ve hatta iklim koşullarına kadar her şey kadın kimliğini etkiler ve sürekli bir değişime tabi tutar. Oysa bugün yoldan 100 erkeği çevirip mini bir anket yapalım ve anketimizin tek sorusuda;
- “Sizce kadın kimliği tarihten bu yana ne kadar fazla değişime uğramıştır?” olsun.
Balyoz gibi vuran cevapların etkisiyle kendimize gelebilirsek eğer cevabın bir kalıp gibi sürekli bir önyargıyla ve şekil değiştirmeden geldiğini görürüz;
- “Kadınlar hep aynıdır, ne değişiyor ki?” …………..
Aslında dikkatle baktığımızda gözümüzün önünde can çekişen iki farklı bakış açısıdır karşılaştığımız. Kadın sürekli bir değişime uğrarken bir diğer yandan da ısrarla değişmeyen artık tabudan da öteye geçen belli başlı konuların ağından da kurtulmayı başaramamaktadır.
Düşüncelerimin orta noktasıyla ilgili yapabileceğim en güzel felsefik girişi yaptıktan sonra şimdi yavaş yavaş ordan burdan biraz veya çok ne gelirse dilimin ucuna içimden geldiğince ve her zaman olduğu gibi Sihem’ce ( BENCE) aktarmaya çalışacağım.
Kadın… Kadın olmak… Kadınlık… Aslında baktığım zaman sanki hepsi aynı şeyi anlatıyormuş gibi ama öyle değil… Hepsinin bana göre kendine has anlamları ve acıları var… Kadın dediğimde aklıma cinsiyet ve toplumdaki yer geliyor. Kadın olmak dediğimde ise kendimin bile toplumsal kalıplarımıza bağlı olarak ancak evlendikten sonra keşfedebildiğim ve o olduğumu anladığım bir insanlık hali geliyor. Kadınlık dediğimde ise bir evrim, aşılması gereken dağlar, gidilmesi gereken yollar gözümün önünde canlanıyor. Açıkçası aslında insanlık açısından belki de en kıymetli yere sahip olan kadını ben sadece acılarıyla görebiliyorum, yarattığı annelik mucizesi, erkeğin onsuz hayatına devam edememe durumu, bir cinsellik sürecinde erkek tarafından mecburi olarak ihtiyaç duyulan ve estetik anlamda dünyanın en güzel tablosu olan kadına dair bunlar değil de sadece acılar geliyor gözümün önüne. Bu kesinlikle benim ruhsal halimle alakalı değil altını çiziyorum. Bu resmen bugünün gerçeği gibi.
Kadın olmak… Öyle farklı, içi öylesine dolu ve yükü ağır bir durum ki, belli bir kültür seviyesinden ve imkanlardan tutun da en garip bölgedeki kadına kadar biz kadınlar sürekli birşeylerin özlemini duyuyoruz. Aslında hakkımızda hep çözülmesi mümkün olmayan ve karmaşa dünyası olarak bahsedilse de istediğimiz şeyler o kadar basit ki. Yazımı okuyan erkeklerin beyninden geçenleri şimdiden duyar gibi oluyorum ve gülümsüyorum;
- “Kadınlar para ister, imkan ister, karşılarında önce paraca güçlü sonra da diğer bütün kadınların kıskanacağı kadar yakışıklı, kültürlü, iyi bir eğitimden geçmiş ve ailece köklü bir masal prensini bekler, ooo bir de o prens ömür boyu onlara kul köle olsun dünyada başka bir kadın yokmuş gibi kilitlenip kalsın isterler…”
Nasıl, tutturabilmiş miyim? Ah sevgili kadınlar ve erkekler… Nedir bu kadar bizi kalıplara sokan diye düşünmeden edemiyorum… Sonuçta herkes için geçerli olmasa da pek çok insan kendi seçimlerini bugün kendisi yapabiliyorken, iletişim olanaklarımız bu kadar gelişmişken bizler hala bu kadar çok hayal kırıklıkları yaşayabiliyorsak, istediğimizin ne olduğunu bile bile aslında istediğimizle yakından uzaktan alakası olmayan seçenekleri tercih ediyorsak, neden bunun bedelini karşımızdaki insanın ödemesini istiyoruz? Ya da yaptığımız hataların bedelini neden azapla kendimize işkence haline getiriyoruz? Biliyorum olay gittikçe derinleşiyor, derinleştikçe zorlaşıyor… Son dönemde çevremdeki kadınlar ve ben kendimle ilgili o kadar çok şey o kadar büyük bir hızla değişiyor ki, belki de o yüzden nehirler gibi akıp gidiyor cümlelerim.
Aklımızdaki soruların içinde boğuluyoruz kimi zaman, kimi zaman karşımızdakinin bunların hiçbirinden haberi bile yokken onu boğuyoruz sorun bataklığımızda. Küçükken çizgi filmlerde kahramanlar suya düştüklerinde yukarı ellerini uzatıp önce 3, sonra 2, sonra 1 diyerek parmak işaretiyle sayarlardı ve en sonunda suya baloncuklar çıkar böylece güya boğulurlardı. İşte o masum ama bir o kadar anlamlı sahne hiç gitmiyor gözümün önünden. Kendi dünyamızda ne çok kez aynı duruma düşüyoruz, imdadımıza yetişen hiç kimse olmadan kaç defa boğulup boğulup ayağa kalkıyoruz kimbilir ? İçimizde ne fırtınalar kopuyor, kimbilir aynı gün içerisinde kaç defa fikir değiştiriyoruz?
Kadın erkek ilişkisi hep böyle karmaşık bir şekilde sürecine devam ederken, neler kaybediyoruz kendimizden? Bazen kendimize olan güvenimizi, bazen saygımızı, bazen çocuksu düşlerimizi, bazen ruhsal sağlığımızı, her zaman ise kesin olarak kaybettiğimiz şey de zamanımız oluyor. Kendi ömrümüzden yerken bunca konu uğruna, bir de bakıyoruz yıllar geçmiş. Aynalarla problemlerimiz oluşmaya başlıyor, hem baktığımızda gördüğümüz yorgun beden yüzünden, hem de baktığımızda gözlerimizin içinden imdatlar savuran yorgun ruhumuzla karşılaştığımızdan.
Kadın olmak… Öylesine başka bir şey ki… Kendi adıma şunu açıkça söyleyebilirim, kadın olmanın ne demek olduğunu ancak evlilik sonrasında öğrenebilmek, cinselliği ancak böylesine ağır bir sorumluluk ve yükümlülük altına girdikten sonra keşfetmek bence dünyanın en saçma şeylerinden birisi… Bir insan ilk defa yediği bir yemeği o an yediği yerde yemeye, başka hiç bir yerde yememeye yemin ettikten sonra, yemeğin tadını öğrenip kendi damak tadını tanıdıktan sonra aynı restorana mahkum kalmakla beraber bir de bunu sadece karşı tarafa olan bir sorumluluk olarak değil aynı zamanda hayatı boyunca kendisine olan saygısının da bir göstergesi olarak ilan edermiş gibi ironik ve dramatik bir şekilde yaşamak zorunda bırakılıyor. Biliyorum böylesine önemli bir duruma verilecek örneklerin hiç biri tam olarak yerini bulmaz, ama malesef bu böyle bir gerçek ve çoğumuzun gerçeği. Anlatmaya çalıştıklarım direkt olarak kişiliklerle ilgili sorunlar değil, karşınızdaki insanın sahip olduklarının listesindeki eksikliklerle alakalı şeyler de değil, bu tamamıyla kadın olmanın ne kadar zor ve ağır bir şey olduğuyla alakalı. Böyle bir çağda dahi olsa maruz kaldığımız sınırlar, dikenli tellerle çevrili upuzun duvarlar, at gözlükleri beni artık gerçekten deli ediyor. Kendini sadece kadın olmakla ve cinsellikle ilgili evliliğinden sonra tanıma şansı bulan bir kadın olarak daha önce sahip olduğum muhafazakar bakış açısıyla ilgili büyük bir değişim yaşadım, prensiplerimi, hayata karşı beslediğim duyguları, sahip olduğum kişisel özellikleri, her birini tek tek yeniden yorumladım. Ortaya çok güzel bir tablo çıkıyor, akıllı ve ne istediğini bilen bir kadın için muhteşem bir sonuç, ne yazık ki hayatımdaki gerçeklerle alakalı olarak baya geç yaşanan bir evrim benim adıma. Artık evli bir kadın olmak, elbette bunu kendi analiziniz sonucunda ve karşınızdaki insanda bulduğunuz güzelliklerle beraber aldığınız bir kararla hayatınıza sokmanıza rağmen, bazı değerler tekrar yorumladığınız kişisel analizinizle birlikte bir hayli zor bir döneme giriyor. Bu sizi bir hayli yoruyor. Neredeyse öyle bir noktaya geliyorsunuz ki, hayatınızı baştan aşağı değiştirecek kararlara doğru adımlar atıyorsunuz. Karşınızdaki insanla belki evlilik kararını alırken ölene kadar diye içinizde sevinç çığlıkları koparken işte o yorumlamadan sonra o kişi bile sizin gözünüzde şekil değiştirmeye başlıyor, dengeleriniz baştan aşağı değişmekle kalmayıp kimi zaman size belinizi kırakacak kadar zor zamanlar yaşatıyor. Başlıyorsunuz sıkı bir terazi kurmaya. Kefeleri en adil şekilde doldurmak için elinizden geleni yapıyorsunuz. Kimsenin hakkı kimsede kalmadan, kim ne veriyorsa ne alıyorsa olduğu gibi değerlendirmeye özen gösteriyorsunuz. Bu çok kısa bir sürede bitebilecek bir muhasebe olmuyor elbette. Aylarınızı hatta benim gibi duygusal fedakar ve detaycı insanlar için kimi zaman yıllarınızı alıp götürüyor. Hepsi hem kendinize hem de bir o kadar karşınızdaki insana haksızlık yapmamak uğruna. Biraz da kendi kişisel yorumlamanızın sağlamasını yapıyorsunuz bir yandan, bir diğer taraftan da varsa yeni keşifleriniz, yorumlamanızın çapını her yeni keşifle biraz daha genişletiyorsunuz. Tüm bunlar yaşanırken her normal evlilkte olduğu gibi arada sorunlarla da karşılaşıyorsunuz, zor zamanlar atlatıyorsunuz, hep kötü tarafı yok elbette bu sürecin, bazen de çok ama çok güzel gelişmelerle de karşılaşıyorsunuz. Siz bu kefeyi kurarken ve adil bir tartı için çırpınırken karşı taraf hayatına en normal şekilde devam etmiyor elbette. O da sizinle ilgili değişimler yaşıyor, her ne kadar ne istediğini sizden biraz daha ayakları yere basar sağlamlıkta keşfederek sizinle bir adım atmış olsa da, sizin değişiminiz de onu etkiliyor. Sizin değişiminiz ona olan yaklaşımınızı yeniden yorumladığından o da sizinle ilgili şaşkınlıklar yaşıyor. Önceleri şaşkınlık olarak tabir edilebilecek bu hal yavaş yavaş onda da soru işaretlerine sebep olmaya başlıyor. Size farklı yaklaşımlarla geliyor her seferinde, deniyor, o da çabalıyor, sizi seviyor, kendinden ve kararından emin, hayatından mutlu ve bunu kaybetmekten korkmaya başlıyor. Bu korku onu da biraz olsun hırçınlaştırıyor. Savunma mekanizmasını güçlendiriyor. Tüm bunlardan sonra bir bakalım tabloya, ilk günlerdeki evlilik haliyle son hal arasında ne farklar var? Aslında artık ne yazık ki bir benzerlik yok. Bambaşka bir şey olmuş. Evrimini geçirmiş ama tamamlama adına atılması gereken o sağlam adımı bekliyor adeta. İşte zurnanın zırt dediği yer de tam olarak orası oluyor. O son adım ya evrim geçiren evlilikle birlikte yeniden yorumlanan kişisel ihtiyaçlara göre evlilği baştan rayına oturmaya çabalamak, ya da en kolay yol olan karşılıklı boşanma kararını alabilme gücünü bulmak. Bu son adım için ben sayfalarca daha yazabilirim aslında. Birebir yaşadıklarımı, deneyimlediklerimi olduğu gibi doğal bir şekilde paylaşmak aslında kendi adıma attığım bir başka güzel adım diye düşünüyorum. Böylece okuduğumda bile kendimi ekrandan seyrediyor gibi oluyorum. Ben son adımım için büyük bir çaba sarfederken, henüz bunların hiç bir adımını atmamış olan sevgili dostlar size nacizane tavsiyem kendinizi çok sıkı analiz edip tanımaya çalışmanız olur. Bir insan önce kendini tanımalı ki, ne istediğini hayattan ne beklediğini de en iyi şekilde anlasın. Bunun için bazen bedeller ödememiz gerekir, bunun için bir diyeceğim yok, bu herkesin kendi bileceği şey elbette, ne kadar tanımak istiyorsanız kendinizi bir o kadar bedel gerekiyor bunun karşılığında. Kimse hayatın kolay olduğunu söylemedi…
Yazımın sonunda aklıma çok hoş bir şarkı geliyor….
Semiramis Pekkan / Bana Yalan Söylediler
http://www.dailymotion.com/video/x7jtie_bana-yalan-soylediler-semiramis-pek_music
Sihem Tachouli Usta
2010/Ocak

İçindeki cam kırıkları kalbine batanlara…
Tarih 09 December 2009
KategoriYazdıklarım - (Denemelerim) | Yorum yap
Melek…
İki kanadına da kar yağdı minik meleğin, bir de baktı alçalıyor çaresiz… Ağırlaşan kanatlarının acısı değil onu yoran, uçması gereken diyarlara gecikmesi… Yapacak ne var diye düşünürken, başının üzerindeki ışık çemberi geliverdi birden aklına… Yaktı son haddinde sıcacık… Eridi kanatlarının üzerindeki karlar, yeniden yükseldi melek… Biraz önceki kaygılar yorgunluklar yerini gitmesi gereken diyarlara gidebiliyor olmanın heyecanına bıraktı…
Bizler de böyle değil miyiz sanki ? Gitmek istediğimiz diyarlara belki kanatlarımızın değil ama omuzlarımızın üzerindeki yükler engel olmuyor mu şu hayatta ? Bekleyene mi yanarız, kendimize mi onu bile şaşırtmaz mı yüklerimiz? Boynumuzu bükmez mi her biri birbirinden farklı ama bir o kadar ağır sorumluluklarımız ? Meleğin ışık çemberi gibi bizim de bir çıkış yolumuz olmaz mı hiç? Ya omuzlardaki yüklerden kaçarak kurtulmaya çabalarız, ya da yükümüze aldırmadan o yola devam edebileceğimizi ve sonunda o uzak diyara varabileceğimizi düşleyerek daha da ağırlaşırız… Halbuki ne kaçmakla kurtuluruz sorumluluklardan ne de yükümüzle bitirebiliriz yolları… Sadece kandırırız kendimizi… Kimizi zaman gerçekle yüzleşip bir de yükümüzü gözyaşımızla daha da ağır hale getiririz… İyice bükülür belimiz… Gitgide uzaklaşır ulaşmak istediklerimiz… Uzaklaşan daha da özlenir… Hasretinden alevler sarar etrafımızı… Yanarız yeri geldiğinde cayır cayır… Yeri gelir kendi fırtınalarımızla körükleriz alevleri yeri gelir kimsesizliğimizde söner hepsi yavaşça… Yana söne kaybolup gider o çocuksu umudumuz… Yerine her geçen sene biraz daha taşlaşan bir kalp gelir… Öyle bir otururki sol üst köşeye balansımız şaşar… Yalpalana yalpalana yürürüz, yorgun ama hala derinlerde inatçı bir özlemle… Sanki hala bekliyormuşçasına sevgili, acınası bir hayalgücüyle düşleriz kavuşma anlarını… Çorak çöller gibi sert ve kimsesiz yanaklara dudaklara tuzlu gözyaşları kor gibi düşer yine… İşte böyle gider ta ki son nefese kadar…
Melek varması gereken diyara varır… Açar tertemiz avuçlarını döker nurlarını… Bembeyaz olur ondan önce gece gibi kararmış topraklar denizler… Melek mutluluktan kanat çırpar çocuklar gibi…
Umarım herkes elbet zamanı gelince melek gibi çırpar mutlulukla ellerini kollarını sevdiğine kavuşunca…
Sihem Tachouli Usta
Aralık / 2009

Bendesin…
Tarih 06 October 2009
KategoriYazdıklarım - (Denemelerim) | 2 yorum
Sarıldığım yastıkta yorgandasın, dokunduğum tüm çiçeklerde…
Her gün her defa baktığım aynada karşımdasın, çektiğim her nefeste…
Hayalimde, gerçeğimde, günümde gecemdesin…
Aklımda, kalbimde, ruhumda bedenimdesin…
Sen bendesin sevgili, sen bendesin…
Ben yok olana dek her yeni günle doğan güneşimsin, her gece ay ışığım, yıldızımsın…
Kendimi vurduğum kilometrelerde, dağlarda denizlerde, fırtınalarda meltemlerde…
Duyduğum melodilerde, okuduğum şiirlerde, elimi buladığım unda, şekerde…
Sen bendesin sevgili, delice bende…
Ben göçüp gidene dek başka diyarlara bu diyarsın benim için, hayatsın…
Sihem Tachouli Usta
Ekim / 2009

3 Yılı Geride Bırakırken…
Tarih 30 September 2009
KategoriAilem ve Ben, Eşim ve Ben | 8 yorum
Üç yıl dile kolay… Hayat o kadar hızlı akıp gidiyor ki… İnsan neyin nasıl geçtiğini anlayamıyor bile… Üç yıl önce bugün Hakan’la çıktığımız bu yol yer yer çok mutlu yer yer meşakkatli, ama her anı dopdolu geçti… Hayatın kanunu olan fedakarlık olmadan evlilik gemisi yürümez… Benden yeni evlenecek olanlara nasihat; Bencillik bu gemiyi batırır! Sevgili eşime her türlü emeği için çok teşekkür ediyorum… Umarım yürüdüğümüz yol aynı fedakarlıkla ve sevgi saygı bağıyla uzun yıllar devam eder…
Nice Mutlu Yıllara Aşkım…
İstanbul ve Bulutlar…
Tarih 29 September 2009
Kategoriİstanbul | Yorum yap
Geçtiğimiz günlerde Hakan’la yolda giderken aslında fotoğraf makinemin olduğu gibi büyüleyici şekilde yakalayamadığı ama bana göre o an çok huzur veren bulut görüntüleri vardı… Bazen insan doğanın ne kadar güzel ve gerekli olduğunu taa içinde hissediveriyor…

Eda & Ömer; Nice Mutlu Yıllara… !
Tarih 23 September 2009
KategoriUncategorized | 2 yorum
Sevgili arkadaşlarım, umarım nice uzun yıllar daha hep böyle mutlu olur, bu mutluluğu da etrafınıza ışıl ışıl dağıtmaya devam edersiniz… Gerçek sevgi, özveri, emek ve daha nice temel taşın inşaa ettiği yuvanıza bol huzur ve neşe dolsun…
Sihem & Hakan

İnternetteki Serüvenime Yepyeni Bir Sistemle Devam Ediyorum…
Tarih 18 September 2009
KategoriBen Kimim? | 1 yorum
Yaşam Stil’e Hoşgeldiniz…
Ben Sihem Tachouli Usta…

Uzun yıllarımı internette paylaşıma adamış, gördüklerimi, öğrendiklerimi, yaşadıklarımı oldukları gibi, abartmadan, eksiltmeden, kendi bakış açımın kıvamında sizlerle paylaşan birisi olarak bu işi yapalı tam 10 yıl oldu… Dile kolay gelen bu süre içerisinde hem paylaşım tarzım, hem bakış açım, hem eğitimim ve en önemlisi ben hep birlikte olgunlaştık… Tabiri caiz ise artık yavaş yavaş kıvama geldik. Yüksek öğrenimimi tamamladıktan sonra ilgilendiğim diğer konular adına da aldığım başarılı eğitimler, gözlemler ve ustalarla elde edilen tecrübeler bizi bugün bu noktaya getirdi… Olumlu olumsuz bütün eleştiriler bu pastanın pişmesinde büyük katkı sağladı… Doğrular yanlışlar başarılı bir şekilde birbirinden ayrıldı… Tüm bunların yanında gerçekten başarılı pek çok örnek teşkil eden dostlar arkadaşlar dikkatle izlendi, işini iyi yapan kişiler örnek alındı. Anlayacağınız üzere birikimler artık öylesine birikti ki, her birini doğru yola akıtmak için yeni projelere imza atma kararı alındı. Ben kendi adıma güzel şeyler yaptığıma o kadar inandım ki, tüm bu güzellikleri daha da emin adımlarla sizlere sunmak adına yeni bir oluşumun içerisine girdim… Yeni oluşumum hem kişisel hayatımı hem de mesleki kariyerimi olumlu bir şekilde etkileyeceğine gönülden inandığım bir sistem üzerine kuruldu… Ben yıllardır amatör olarak yazan bir insan olarak edebi yapıtlarımı ve kendimle ilgili olan anılarımı, paylaşımlarımı bugüne kadar kişisel blog olarak kullandığım http://www.sihemtachouliusta.com web adresi aracılığıyla paylaşmaya devam edeceğim… Bu web adresinden sadece kişiselliğimi paylaşmayı planlıyorum… Bir diğer yandan ise mesleki kariyerimi sürdürmek istediğim konu olan Yaşam Stil konusunu hem profesyonel örneklerle, hem de başarılı bir hizmet anlayışıyla sizlere sunmak adına http://www.yasamstil.com web adresini açmış bulunmaktayım… Mesleki kariyerimin en güzel parçası haline gelecek bu güzel siteden sizlere Yaşam Stil kavramı adına profesyonel bakış açısıyla her yeni gün yep yeni fikirler sunmakla kalmayıp, bu işi başarılı ve kaliteli bir hizmet anlayışı ile ayaklarınıza sereceğim… Bunu yaparken işin ticari boyutuyla ilgili yasal alışveriş konseptimizi ise http://www.kristalvitrin.com web adresi aracılığı ile sizlere sunmaya devam edeceğim… Böylece birikimler belli başlangıç noktalarından doğru yollara doğru akarken sonuçta birlikte hayatın güzelliklerini paylaşmaya devam edeceğiz… Her zaman olduğu gibi sizlerle birlikte karşılıklı bilgi alışverişlerine dayalı olarak sağlam bağlarla devam etmeyi umuyorum… Bu yolda bana destek olan herkese kucak dolusu sevgilerimi ve teşekkürlerimi iletmek istiyorum…
Hayatın güzelliklerini paylaşmaya devam etme dileğiyle;
Sevgiler Saygılar
Sihem Tachouli Usta
Hedefleri ve İçerik Anlayışıyla ; Yaşam Stil “www.yasamstil.com ” …

Sevgili okurlar;
Yaşam Stil ” www.yasamstil.com ” sizlerle birlikte yeni, güçlü ve karakteristik bir başlangıç yapıyor… “Yaşam Stil” kavramı bugün Avrupa ve Amerika’da fırtınalar estiren, insan hayatında büyük rol oynayan ve pek çok mesleki gruba hitab eden, aslında yüzyıllara dayanan fakat günümüzde hizmet anlayışıyla yeni yeni tanışan köklü ve geniş bir kavramdır… Özellikle son 10 yıldır tasarımın ve teknolojik paylaşımın yükselişiyle birlikte her yeni gün ulaştığı kitlenin gittikçe büyümesiyle ortaya çıkan tabloya dayalı olarak günümüz tasarım/stil konseptlerini birbiriyle sağlam bağlar aracılığıyla birleştiren, her yeni gün yeni bir tasarımcıya kucağını açan, belki günümüz ekonomisinin yarattığı kapalı kapıları diğer pek çok ekonomik ve mesleki oluşuma göre çok daha rahatça ve başarılı bir şekilde açan bu içi dolu kavram ülkemizde de hakettiği değeri görmeli diye düşünüyoruz… İşte böyle bir çıkış noktasıyla yola başlayan “Yaşam Stil” daha şimdiden pek çok hedef belirleyip, bu hedeflere ulaşma konusunda pek çok güzel adım atmış bulunmaktadır…
Sizlere Yaşam Stil “www.yasamstil.com” ekibi olarak kendimizi elbette ortaya koymayı planladıklarımızla çok daha net bir şekilde anlatabileceğimize inanıyoruz. Tüm bu güzellikleri paylaşmadan önce kısaca ne beklediğimizi, sizlere nasıl bir anlayışla hitab edeceğimizi açıklamak isteriz.
Yaşam Stil “www.yasamstil.com ekibi olarak kategorilerimiz ve hizmetlerimiz olmak üzere iki bölümden oluşan bir sistem oturttuk. Kategoriler kısmıyla sizlerle elektronik günlük bir diğer tabiri ile blog sistemiyle günlük olarak pek çok fikir, yaratıcı örnek, güncel tasarım ve tasarımcılar, yakalanan başarılı çalışmalar, yasam stil kavramının içerdiği yenilikler, kısaca konuyla ilgili güncel bol resimli yazılar paylaşmayı hedefliyoruz…
Şimdilik kategorilerimizi şu şekilde belirledik;
Başlangıç olarak belirlediğimiz bu 9 kategoriden sizlerle dopdolu bilgiler paylaşmayı hedefliyoruz…
Aile hepimiz için öncelikli önem taşıyan bir kavram olarak yaşamımızın vazgeçilmezidir… Bu konuda faydalı bilgiler, aile planlamaları, aile içi sorun ve çözümlerini, yer yer güncel röportajlarla, yer yer uzmanlarımızın kendi elleriyle hazırladıkları güzel yazılarla paylaşmak hedeflerimizin arasında…
Dekorasyon yaşamımızı doğrudan etkileyen bir diğer konu olmakla birlikte bugün bir hayli geniş bir alana yayılmıştır… Kendimiz için en iyisini seçmek adına yol gösterecek örnekler, yeni tasarımlar ve tasarımcılar, güncel fuarlar, en önemlisi kendi el emeğimizle yaratıcılığımızı bir arada kullanabileceğimiz muhteşem örnek ve çalışmalar bu kategorimizde bizlere ışık tutacak…
Evlilik Hazırlıkları ise evlenmeyi planlayan herkes için olmazsa olmazları barındıran, sistemli bir şekilde en az stres ve ekonomik çözümleri beraberinde getirecek fikirlerle, örneklerle ve şık sunumlarla sizlere bu yolda yardımcı olmak adına oluşturulan bir diğer faydalı kategorimizdir…
Gezi kategorimizde hem birbirinden faydalı tatil ve kültür gezilerini planlar halinde size sunmak hem de bazen gidipte göremediğiniz yerleri ya da gitmeden önce ayrıntılarını keşfetmek istediklerinizi sizinle özel dosyalar halinde paylaşmayı hedefledik. Ünlü gezginlerden gezi notları, gezilerinizden size kalanları derleyip kendinize güzel bir anı yaratmanız için nelere ihtiyacınız olduğu gibi zevkli konuları işlemek istedik…
Moda; insan varlığı sürdükçe giyinme işlevi hiç bir zaman sona ermeyecektir… Her yeni gün faaliyet alanı genişleyen moda dünyasını elimizden geldiğince güncel bir şekilde sizlerle paylaşmak, kendi kendinizin modacısı olmanız yolunda sizleri yüreklendirecek çalışmalara imza atmak, yer yer faydalı bilgilerle beslemek hedefiyle oluşturduğumuz kategorimizle eminiz ki çok ilgileneceksiniz…
Organizasyon hayatımızın can alıcı köşelerinde hep gizlidir. Doğumdan ölüme kadar insan hayatının pek çok evresinde bu faaliyet uğruna hem para hem zaman hem de emek harcamaktadır… Doğumlar, doğumgünleri, evlilik organizasyonları, iş camiası, davetler ve ardı arkası kesilmeyen bir dünya. Bu konuda da sizlere çok işinize yarayacağını düşündüğümüz fikir ve örneklerle yardımcı olmayı planlıyoruz…
İşte hayatın onsuz hiç bir anlamının kalmadığı çok önemli bir konu ; SAĞLIK … Bugün sağlığımız için neyi ne kadar yaptığımızı, neyi ne kadar doğru yaptığımızı, nelerin eksik olduğunu, bu eksiklerin hangi yollarla telafi edilebileceğini, sorun ve çözümleri bir araya getirmeyi hedeflediğimiz önemli bir kategorimiz.
Sofra Dizaynı yine yüzyıllara dayanan çok dolu bir kavramdır… Yediğimiz leziz yemekler kadar onları başarıyla sunmakta bir o kadar önem taşır. Yeri geldiğinde ailemizi, yeri geldiğinde konuklarımızı en güzel şekilde ağırlamak ve onlara görsel şölenlerle lezzeti bir arada sunmak amacıyla paylaşacağımız birbirinden önemli ipuçları, fikirler, örnekler sizleri bu kategoride bekliyor olacak…
Yemek… Yine yaşamın vazgeçilmezleri listesinde önde olan bir kavram… Farklı kültürler, farklı lezzetler, pratikliğiyle zamandan tasarrufu sağlayacak tarifler. Güncel mutfaklardan güncel örnekler… Aradığınız pek çok şeyi samimi bir şekilde bulabileceğiniz muhteşem bir kategori…
Şimdilik 8 birbirinden dolu kategoriyle yola çıktık, her yeni gün bizlere yeni fikirler getireceği gibi, Yaşam Stil’e de yeni konular yeni kategoriler getirecektir… Gelişmek, paylaşımın ürünü olacaktır, ne kadar içten paylaşırsak o kadar hızlı gelişiriz felsefesiyle sizlerle çok yol alacağımıza inanıyoruz…
Gelelim bir diğer bölümümüz olan hizmet bölümümüze…
Hizmet bölümümüzde Yaşam Stil Uzmanlığı çatısı altında barınan pek çok yararlı hizmeti sizlerle seve seve paylaşacak uzman bir kadroyla karşınıza çıkıyoruz… Yaşam Stil kavramının ülkemizde henüz varlık gösteremediği gösterdiği alanlar olsa bile hep bir yanının eksik kaldığı gerçeği bizleri bu konuda yüreklendirdi. Yaptığımız çalışmalar sonunda ortaya çıkan tabloda Yaşam Stil Uzmanlığı adı altında sizlere şimdilik 5 ana kategoride hizmet vermek adına güzel bir sistem kurduk…
Hizmetler
- Yaşam Koçluğu
- Davet / Organizasyon
- Hot Kütür Tasarım
- Dekorasyon / Peyzaj Danışmanlığı
- Evlilik Hazırlıkları Danışmanlığı
Yaşam Koçluğu dünyada çok başarılı örneklerinin mevcut olduğu kişisel gelişim alanında ihtiyaç duyduğunuz manevi desteği sizlere samimi bir şekilde sağlayacak bir eğitmenlik hizmetidir… Kendinizi başarılı olduğunuza inandığınız konularda sonuçlara ulaşmanız amacıyla hazır hissetmek, atacağınız adımları doğru bir şekilde belirlemek, kariyerinizi istediğiniz doğrultuda yönlendirmek, sosyal ilişkilerinizi ve sosyal yaşamınızı sistematik ve doğal bir düzene oturtmak adına aklınızdaki bütün sorulara cevap verecek manevi bir destekçiyi kim istemez? İşte bu hizmeti sizlerle bir araya getirmek adına attığımız bu adımda inanın bize çok memnun kalacaksınız… Yapmanız gereken tek şey bizle hayatınızda nasıl bir gelişme hedeflediğinize ve hangi konularda desteğe ihtiyaç duyduğunuza dair bir iki cümle paylaşmak ve en kısa zamanda Yaşam Koçumuzla görüşerek yolunuzu çizmek…
Davet/ Organizasyon adı altında verdiğimiz kaliteli hizmet anlayışımızın içerisinde barınan konular şunlardır; herhangi bir konuda, konusu her ne olursa olsun, vereceğiniz davet veya oluşturmak istediğiniz organizasyon çeşidine göre size mekandan, mönüye, davetlilerle ilgili kısımdan, süslemeye ve sadece Yaşam Stil’e ait Türkiye’de bir ilk olan temalara her türlü konuda ilk dakikdan son dakikaya kadar hizmet vereceğimiz konulardır. Gönül rahatlığıyla kendinizi uzmanların ellerine bırakabilir, aynı zamanda bire bir düşünce ve fikir alışverişiyle gönlünüzden geçeni gerçeğe başarılı bir şekilde yansıtabilirsiniz…
Hot Kütür (Haute Couture) Tasarım alanında başarılı bir çizgiyle ilerleyen Yaşam Stil, bugüne kadar her birinden bir adet olmak üzere sadece size özel tasarlanan ürünleriyle oldukça ses getirmiştir… Giyimden ev tekstile, aksesuardan dekorasyon objelerine, yine sadece Yaşam Stil’de ilk olan haftanın ürünleri kategorisinde bir daha kolay kolay bulamayacağınız çok özel ürün gruplarına daha pek çok konuda tasarımı kişiselleştirmeyi sanat haline getiren bir felsefeyle hareket etmektedir…
Dekorasyon / Peyzaj Danışmanlığı hizmeti adı altında size uzman ekibimizle, iç ve dış mekanlarınıza hayal ettiğiniz çizgide projelerle destek veriyor, her birini sizlerin beklentileri doğrultusunda yeni baştan yaratıyoruz… Evlerinizi, ofislerinizi ve hatta yine Yaşam Stil’e özel bir çalışmayla yatlarınızı hayalinizdeki gibi dekore ediyoruz… Peyzaj konusunda da sizlere adeta cennet bahçeleri yaratacak projelerle hizmet veriyoruz…
Evlilik Hazırlıkları Danışmanlığı adı altında sunduğumuz hizmetimiz aslında Türkiye’de yine bir ilke imza atabilecek nitelikte bir sistem üzerine oturuyor… Eş adayınız ve siz, ekonomik beklentilerinize ve hayallerinize yönelik planlanacak bir projeyle muhteşem anlar yaşayabileceksiniz… Yaşam Stil size her bütçeye hitab eden başarılı bir grup organizasyon vadediyor… İsteme diye tabir ettiğimiz seremonimizden Nişana, çeyiz hazırlıklarından ev tercihinize, düğün hazırlıklarınızdan gelinliğinize, saçınıza, makyajınıza, düğün mekanınıza, süslemelere, davetiye ve nikah şekerlerinden pastanıza, balayınıza, aklınıza gelebilecek bütün ayrıntılatı uzman ekibimizle yapacağınız bir görüşmede ücretsiz olarak planlıyorsunuz… Plan bizden, ister bizimle yola devam edin, ister etmeyin, böylesine zor bir dönemde size büyük kolaylık sağlayacak planınızı ücretsiz olarak uzman ekibimizle yapabilirsiniz… Yola bizle devam edecekseniz yine cüzzi fiyatlarla size bu planı mükemmele yakın bir şekilde uygulama adına destek oluyoruz… Uzmanlarımız her detayla birebir ilgilenerek size zaman kazandıracak… İşin yine Yaşam Stil’e ait ve Türkiye’de bir ilke imza atan önemli yanı ise Temalı Düğünler… Artık masallardaki ya da rüyalardaki düğünler uzak değil…
Şimdilik elimizden geldiğince özetlemeye ama bir o kadar izah etmeye çalıştığımız sistemimiz bu şekilde kuruldu… Bizi farklı kılan yenilikçi bakış açımız ve tüm bunların yanında işi ehline yani uzman kişilere bırakmamız… Umarız hem sizler hem de bizler adına gerçekten güzel bir başlangıç olur…
Sevgi ve Saygılarımızla
Yaşam Stil Ekibi
Yağmurlu, Daha Serin, Sonbahar Günleri İçin Sıcak Öneriler…
Tarih 10 September 2009
KategoriUncategorized | 4 yorum
Bugünlerde doğanın sebep olduğu hem acılı hem yorucu günler yaşamakta İstanbul… Buradan yine fazla siyasete bulaşmadan vermek istediğim tek bir mesaj var!
İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve İstanbul Valisi Muammer Güler LÜTFEN İSTİFA!!!!

——————————————————————————————————————————–
Gelelim bu yerinde ve aciliyet gerektiren uyarımızdan sonra yağmurlu daha serin ve artık adına Sonbahar dediğimiz günlerde evde olduğumuz zaman bizi mutlu edebilecek, yaz mevsiminin o yoğun enerji akışından bir anda düşmeden kendimizi motive edebileceğimiz bazı güzel fikirlere…
Sıcak Çikolata - Kahve - Çay Keyfi Yapmak;



Şöyle güzel bol kremalı bir sıcak çikolata hazırlayabilir, ya da ballı limonlu yeşil çayın tadına varabilirsiniz… Eğer benim gibi Türk Kahvesi tutkunuysanız, en sevdiğiniz kahve aromalı drajelerle ya da geleneksel lokumumuzla kendinize en sevdiğiniz fincanda kahve şöleni verebilirsiniz…
Çikolatalı Toplar - Çikolatalı Kek Hangisini Tercih Ederdiniz?


Çikolatanın üzerinde durmamın sebebi, insanı genel bir yüzdenin üzerinde mutlu ediyor olması ve lezzetidir… Arzu eden meyveli tariflerden de yararlanabilir, size ve hayalgücünüze kalmış… Şöyle sıcacık çikolata topları hazırlasanız, yanında da bir önceki maddeden istediğiniz içeceği ekleyip şöyle bir tadına varsanız, ya da bol damla çikolatalı bir kek… Ben bile heveslendim, yazıdan sonra bir şeyler yapıcam sanırım…
En Sevdiğiniz Okuma Köşenizde Kitapların Dergilerin Dünyasına Dalın;


Benim en sevdiğim şeylerden birisidir, salonumdaki kanepeme uzanıp veya yatak odamda yatağımın içine girip ayın dekorasyon stil dergilerine bakmak, bir de o ara ilgi duyduğum kitabı okumak… Bunun için çalışma odamı da tercih ettiğim oluyor fakat okumak için daha dinlenecek bir yer seçmek hoşuma gidiyor, evlerinde sadece bu keyifli okuma için özel köşeler oluşturanlar da var…
Bilgisayarınızın Karşısına Geçin, Ne Var, Ne Yok, Günceli Öğrenin;

Benim genelde vaktimi en çok alan şey elbette bilgisayarımın başında favori listemdeki 100 lerce blogu sürekli okmaya çalışmak, diğer listemdeki alışveriş sitelerini, markaların ve tasarımcıların sitelerini kolaçan etmek oluyor… Sürekli güncel olmak, ne nerde kaça, ne moda, trendler nedir, bunlardan haberdar olmak bence zarar değil her zaman kardır… Ama burada ufak bir not düşmek istiyorum;
NOT: Lütfen bunu yaparken oturma şeklinize çok dikkat ediniz, omuriliğinize, boynunuza, vücut şeklinize ne kadar dikkat ederseniz o kadar verimli anlar geçirirsiniz…

Hem Bedeninizi Hem Ruhunuzu Yoga İle Dinlendirin;


Evde yoga gerçekten de insanı dinlendiren ve vakti değerlendirmek adına yapılabilecek çok doğru bir aktivite diye düşünüyorum… Dergiler zamanında o kadar çok öğretici dvd verdi ki, mutlaka bir yerlerden size de gelmiştir, olmasa bile internetten indirebileceğiniz video seçeneğiniz çok, hareketleri gösteren resimler, açıkçası popüler bir aktivite olduğu için donesi bol…
Şeker Bayramı İçin Sevdiklerinize Ellerinizle Tebrik Kartları Hazırlayın;

Bir başka eğlenceli aktivite de kendi elinizle hazırlayacağınız Bayram tebrik kartı olabilir… Sonbahar boyunca hazırlayacak o kadar çok tebrik kartı teması var ki, öğretmenler günü, cumhuriyet bayramı, yılbaşı tebrikleri, hepsi için sevdiklerinize el emeği göz nuru kartlar hazırlayabilirsiniz…
Uzun Zamandır Vakit Ayıramadığınız Kırık Vazonuzu, Aile Yadigarı Cam Eşyanızı Yapıştırın;

Benim eşimle Ortaköy’den aldığım parça camla yapılan çok güzel kırmızı fenerlerim vardır… Onlardan birisini bu yaz içine mumunu yerleştirdikten sonra kapadım sanıp askısından astığım an düşüp kırıldı, üstelik zaten parça camın macunla bir araya getirilmesinden yapıldığı için tuz buza yakın bir hale geldi, ama sevgili sabırlı biricik tatlı kocam bir gün evde boş vaktini onu yapıştırmaya verdi, aynı gün taşınırken taşıyıcıların yırtmayı başardıkları koşu bandının bandını da yapıştırdı… Siz de evvel zaman içinde kırıldıktan sonra bir kutuya toplayıp yapıştırırım dediğiniz özel eşyalarınız varsa vakit ayırıp onu tekrar hayata döndürebilirsiniz, bunun için piyasada artık mükemmel yapıştırıcılar mevcut…
Alışveriş - Yapılacak Listelerinizi, Bütçe Hesaplarınızı Derleyip Toparlayın;

Bazen vaktim olmadığı için listesiz alışverişe gidiyorum, o zamanlar gereksiz pek çok şey atılıyor sepete, gerekli şeyler de gözden kaçıyor, kasadan da ya ne aldım da bu kadar etti diyerek çıkıyorum… Ama eksik listem elimde olduğu zaman gerçekten de işler tıkırında oluyor… Aynı şekilde haftasonu kendime bir yapılacak listesi çıkarmadığım zaman hafta içi evde tembel tembel uyuşuk bir şekilde elimi her işe atıyorum ve çoğu yarım kalıyor, ama listem olunca kendimi sorumlu hissediyorum ve daha düzenli gidiyor hafta… Arada harcamaları da gelen ve kenara koyulup unutulmuş faturaları da toparlamak gerekiyor, böylece ne durumda olup olmadığınızı görüp ona göre ekstraharcama yapar veya yapmazsınız… Bu da yağmurlu ve serin bir havada yapabileceğiniz faydalı bir çalışma olur…
Bu güzel Sonbahar Aktiviteleri Listemi elimden geldiğince güncelleyip paylaşmaya devam edicem, şimdilik size keyifli günler diliyorum…











